İçişleri Bakanlığı, Giresun’un Görele ilçesi Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin ‘çocuğa karşı cinsel taciz’ suçundan tutuklanması üzerine görevden uzaklaştırıldığını açıkladı. Bakanlık, Anayasa’nın 127. maddesi ve Belediye Kanunu’nun 47. maddesi uyarınca bu kararı geçici bir tedbir olarak aldığını duyurdu.
Resmi Açıklama ve Yasal Dayanak
İçişleri Bakanlığı’nın sosyal medya hesabından yapılan yazılı açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Giresun ili Görele Belediye Başkanı Hasbi Dede, Görele Cumhuriyet Başsavcılığınca ‘Çocuğa karşı cinsel taciz’ suçundan 2026/332 sayılı soruşturma kapsamında 10 Şubat 2026 tarihinde mahkemeye sevk edildiği ve Görele 1’inci Asliye Ceza Mahkemesinin 2026/17 D. iş sayılı kararı ile ‘Çocuğa karşı cinsel taciz’ suçundan tutuklanması nedeniyle; Anayasanın 127’nci maddesi ile 5393 sayılı Belediye Kanununun 47’nci maddesi uyarınca geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanlığı’nca görevden uzaklaştırılmıştır.”
Yargı Süreci ve Sonrası
Belediye Başkanı Hasbi Dede’nin, savcılık soruşturmasının ardından mahkemeye sevk edilmesi ve tutuklanma kararı çıkması üzerine harekete geçen İçişleri Bakanlığı, yasal yetkisini kullanarak Dede’yi görevinden aldı. Bu karar, kamu görevlilerinin yargı sürecinde görevlerine devam etmesinin kamu yararına uygun olmadığı durumlarda başvurulan standart bir idari prosedür olarak öne çıkıyor.
Yerel yönetimlerde benzer suçlamalarla karşılaşan belediye başkanları hakkında alınan bu tür tedbir kararları, hem yargı sürecinin sağlıklı işlemesi hem de kamuoyunun hassasiyetlerinin gözetilmesi açısından büyük önem taşıyor.
Hasbi Dede’nin görevinin başındaki halini gösteren bir fotoğraf.

Yasal Süreç Devam Ediyor
Görele 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’ndeki dava devam ederken, Hasbi Dede’nin belediye başkanlığı görevi, yasal sürecin sonucuna bağlı olarak yeniden değerlendirilecek. İçişleri Bakanlığı’nın aldığı uzaklaştırma kararı, kesin bir ihraç değil, geçici bir tedbir niteliğinde. Dede’nin suçsuz bulunması halinde görevine iade edilmesi mümkün olacak.
Bu gelişme, yerel yöneticilerin yargı karşısındaki konumunu ve kamu görevi ile kişisel hukuki statü arasındaki dengeyi bir kez daha gündeme getirdi.
