Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayisinde tarihi bir adım daha atıldı. Türk Havacılık ve Uzay Sanayi A.Ş. (TUSAŞ) tarafından milli imkanlarla tasarlanıp üretilen T625 GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri, sivil sertifikasyon sürecini başarıyla tamamlayarak Türk sivil havacılık tarihindeki yerini aldı.
TUSAŞ’ın sosyal medya hesabından yapılan açıklamada, “Türk havacılığı adına önemli bir başarı daha. Milli imkanlarla geliştirilen T625 GÖKBEY Genel Maksat Helikopteri, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilen CS-29 Büyük Helikopter Tip Sertifikası ile sivil sertifikasyon sürecini başarıyla tamamladı. Bu başarıyla birlikte T625 GÖKBEY, sivil yolcu taşıma kabiliyetine sahip ilk milli hava aracımız olarak Türk sivil havacılık tarihindeki yerini aldı” ifadelerine yer verildi.
Türkiye’nin Havacılıkta Yerli ve Milli Atılımı
Gökbey projesi, Türkiye’nin savunma sanayisinde olduğu kadar sivil havacılık alanında da dışa bağımlılığı azaltmayı ve teknolojik bağımsızlığını pekiştirmeyi hedefleyen stratejik bir hamle olarak öne çıkıyor. Helikopterin sertifikalandırma sürecinin tamamlanması, Türkiye’nin bu alandaki mühendislik ve üretim kabiliyetlerini uluslararası standartlarda kanıtlaması anlamına geliyor.
Gökbey’in Teknik Özellikleri ve Yetenekleri
T625 GÖKBEY, çok maksatlı kullanım için tasarlanmış, 6 ton sınıfında bir genel maksat helikopteridir. Sivil sertifikasyonunun alınması, helikopterin yolcu taşımacılığı, arama-kurtarma, sağlık hizmetleri (hava ambulansı), VIP taşımacılığı ve diğer sivil operasyonlarda güvenle kullanılabileceğinin resmi olarak tescillenmesi demektir. Bu gelişme, Türkiye’nin hem iç pazarda hem de uluslararası pazarda sivil helikopter pazarına girişinin önünü açacak kritik bir eşiği temsil ediyor.
Sanayi ve Teknoloji Politikalarının Somut Çıktısı
Gökbey’in bu başarısı, Türkiye’nin son yıllarda savunma ve havacılık alanında sürdürdüğü yerli ve milli üretim politikalarının en somut ve başarılı örneklerinden biri olarak değerlendiriliyor. Proje, sadece bir ürün geliştirmenin ötesinde, bir ekosistem ve derin bir tedarik zinciri oluşturulmasına da katkı sağlıyor.
Bu kilometre taşı niteliğindeki başarı, Türkiye’nin küresel havacılık ve uzay liginde daha iddialı bir konuma yükselme hedefinde önemli bir dayanak noktası olarak kayıtlara geçti.
