Milli İstihbarat Akademisi (MİA), Türkiye’nin Afrika politikasında kilit bir ülke olan Etiyopya ile ilişkilerini mercek altına alan kapsamlı bir rapor yayımladı. ‘Türkiye-Etiyopya İlişkileri: Tarihsel Süreklilikten Kapsamlı İş Birliğine’ başlıklı raporda, Afrika Boynuzu’nun küresel rekabetin merkezi haline geldiği ve Türkiye’nin bu bölgede dengeleyici ve güvenilir bir aktör olarak konumunu güçlendirdiği vurgulandı.
Afrika Boynuzu: Küresel Rekabetin Yeni Merkezi
Raporda, Kızıldeniz’den Hint Okyanusu’na uzanan coğrafyanın enerji arz güvenliği, ticaret hatları, terörizmle mücadele ve göç gibi küresel meselelerin kesiştiği bir jeopolitik düğüm noktası olduğu ifade edildi. Etiyopya’nın, bölgenin merkezinde yer alan konumu ve sahip olduğu demografik, diplomatik ve jeostratejik kapasiteyle Türkiye’nin Afrika politikasında öne çıkan ülkelerden biri olduğu belirtildi.
Afrika Boynuzu’nun küresel ticaret yolları, enerji arz güvenliği ve askeri rekabetin kesiştiği bir bölge olarak uluslararası sistemde giderek daha merkezi bir konum kazandığı vurgulanan raporda, “Etiyopya’nın Afrika Birliği’ne ev sahipliği yapması, nüfus büyüklüğü ve diplomatik etkinliğiyle öne çıktığı belirtildi. Bu özellikler Etiyopya’yı Türkiye açısından stratejik bir odak ülke haline getirdi” denildi.
İlişkilerin Tarihsel Temelleri ve Modern Dönüm Noktası
Raporda, iki ülke arasındaki ilişkilerin Osmanlı dönemine kadar uzandığı hatırlatıldı. 1896’da Sultan 2. Abdülhamid ile Etiyopya İmparatoru 2. Menelik arasında kurulan temasın ilişkilerde yeni bir dönemin başlangıcını oluşturduğu, 1912’de Harar’da açılan Osmanlı konsolosluğunun ise Sahraaltı Afrika’daki ilk resmi temsilcilik olduğu kaydedildi.
Modern dönemde ise 2005 yılında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Etiyopya’ya gerçekleştirdiği ziyaretin ilişkilerde önemli bir dönüm noktası olduğu ifade edildi. Bu ziyaretin, Türkiye’nin Afrika Açılımı politikası çerçevesinde değerlendirildiği vurgulandı.
Ekonomi ve Savunmada Stratejik Ortaklık
Rapora göre, Türkiye ile Etiyopya arasındaki ekonomik ilişkiler son yıllarda önemli ölçüde gelişti. Türk tekstil sektörü yatırımlarının Addis Ababa’da yoğunlaştığı, Türk müteahhitlerinin kara yolu, demir yolu, fabrika ve konut projelerinde aktif rol üstlendiği belirtildi. Bu gelişmelerin ekonomik ortaklığın stratejik bir boyut kazandığını gösterdiği ifade edildi.
Savunma sanayisi alanındaki iş birliklerinin de ilişkilerin derinleşmesine katkı sunduğu vurgulanan raporda, 2021 yılında iki ülke genelkurmay heyetlerinin Ankara’da bir araya gelerek ortak çalışma alanları belirlediği aktarıldı. Ortak tatbikat, subay eğitimi ve sınır güvenliği teknolojileri gibi alanlarda iş birliği kararı alındığı kaydedildi.
Türkiye’nin Arabuluculuk Rolü ve Ankara Bildirisi
Raporda, Türkiye’nin Etiyopya ile Somali arasındaki gerilimi yatıştırmada önemli bir rol üstlendiğinin altı çizildi. Türkiye’nin dengeli ve çok boyutlu diplomasi yürütme kapasitesi sayesinde sürecin yumuşatılmasına katkı sağladığı belirtildi.
11 Aralık 2024’te imzalanan Ankara Bildirisi’nin bu çabaların somut bir sonucu olduğu vurgulanarak, bu gelişmenin bölgesel istikrar açısından önemli bir başarı olarak değerlendirildiği ifade edildi. Raporda, “Türkiye’nin Afrika Boynuzu’nda güvenilir ve dengeleyici bir aktör olarak konumunu güçlendirdiği” kaydedildi.
Gelecek Perspektifi ve Stratejik Öneriler
Raporda, Türkiye-Etiyopya ilişkilerinin karşılıklı fayda, eşit ortaklık ve çok boyutlu iş birliği ilkeleri üzerine inşa edildiği ifade edildi. Bu ilişkinin klasik donör-alıcı modelinin ötesine geçtiği vurgulandı.
Etiyopya’nın denize erişim ihtiyacının jeoekonomik bağlantısallıkta belirleyici bir unsur olduğuna dikkat çekilen raporda, Türkiye’nin Somali, Mısır ve Körfez ülkeleriyle ilişkili dosyaları dikkatle yönetmesi gerektiği belirtildi. Türkiye’nin, Etiyopya-Somali-Cibuti hattında çok taraflı bir mekanizmanın şekillenmesinde kolaylaştırıcı rol üstlendiği ifade edildi.
Sonuç olarak raporda, Türkiye’nin Afrika vizyonunun barış, istikrar ve kalkınmayı birlikte ele alan bir yaklaşıma dayandığı ve Afrika Boynuzu’nda dengeleyici ve sürdürülebilir bir aktör olma hedefini sürdürdüğü vurgulandı.
