Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi’nde (BAİBÜ) düzenlenen ‘İhtisas Akademi 26’ programına katılan Milli Savunma Bakan Yardımcısı Salih Ayhan, Türkiye’nin yerli ve milli savunma sanayi hamlesiyle elde ettiği kazanımlara dikkat çekti. Öğrencilerle bir araya gelen Ayhan, “Çelik Kubbe olarak adlandırdığımız entegre hava savunma sistemimiz ülkemizin semalarını koruyan güçlü bir kalkan oldu. Çelik kubbe büyük entegredir, çok katmanlıdır. İnşallah birçok aşaması bitti. Tamamlandığı zaman Çelik Kubbe’nin dünyada eşi benzeri yoktur. Bu başarıların temelinde yerli ve milli savunma sanayi hamlesi yatıyor” ifadelerini kullandı.

“Yapay Zeka ve Kuantum Bilişim Bugünün Stratejik Cepheleridir”
Programda konuşan Bakan Yardımcısı Ayhan, teknolojideki dönüşümün önemine vurgu yaparak, “Yapay zeka, kuantum bilişim, siber uzay, uzay ekonomisi bunlar artık bilim kurgu değil. Bugünün stratejik cepheleridir. Ve bu cephelerde bir ülkenin nerede durduğu onun kaderini belirler. Geri kalmanın asla, ama asla telafisi de yoktur” dedi.
Kıbrıs Barış Harekatı ve Silah Ambargosu Dönemi
Savunma sanayisinde geçmişte yaşanan sıkıntılara değinen Ayhan, özellikle Kıbrıs Barış Harekatı dönemini hatırlatarak şunları söyledi:
“Türk Silahlı Kuvvetleri Kıbrıs’a çıkarma yapıyor. Bize sattıkları o zamanın şartlarında 6 milyar TL’lik silah almışız, Amerika Birleşik Devletleri’nden ve farklı ülkelerden. Bize sattıkları silahları kullandığımız için silah ambargosu uygulandı. Yedek parça kesildi. Kritik sistemlerin bakımı donduruldu. O gün birçok gerçek en çıplak haliyle ortaya çıktı. Silahını kendi üretemeyen kendi kararını da asla veremez. O günden bu yana ekilen tohumlar bugün gökyüzünde çiçek açıyor.”
1970’li yıllarda savunma sanayisindeki yerlilik oranının yüzde 10’un altında olduğunu belirten Ayhan, “Her kritik sistem dışarıdan geliyordu. Her yedek parça için bir izin bekleniyordu. Uçağını aldın, parasını verdin, bir modernizasyon yapmak istiyorsan da izin alacaksın. Yani müthiş bir bağımlılık oluşturuluyor bu alanda. Bu tablo kabul edilemezdi ve kabul edilmedi” ifadelerini kullandı.

“Özgüven Kazandık, Bu Başarılar Tesadüf Değil”
Türkiye’nin son 25 yılda büyük bir özgüven kazandığını ifade eden Ayhan, savunma sanayisindeki gelişmeleri anlattı: “Milli Savunma Bakanlığı ve 1985’de kurulan Savunma Sanayii Başkanlığı ile birlikte uzun ve sabırlı bir süreç inşa edilmeye başladı. Bu süreç fabrika kurmak değil yalnızca. Bu süreç bir mühendislik kültürü inşa etmekte, bir ekosistem kurmakta ve en önemlisi biz de yapabiliriz inancını nesillerimizin zihinlerine yerleştirmekte.”
Eğitim sisteminin eksiklerine rağmen özgüven kazandırdığını belirten Ayhan, “Eğitimimiz kötü ise eğer bu savunma sanayisindeki şu an 10 milyar doları aşan bir ihracat nasıl oluştu? Artık kendi tankımızı, zırhlı aracımızı, savaş gemimizi, İHA ve silahlarımızı tasarlıyor, üretiyor ve ihraç ediyoruz. Özellikle hava savunma sistemlerimizle gökyüzümüzü daha güvende hale getiriyoruz.” dedi.
Kızılelma ve 4 Bine Yakın Savunma Sanayi Şirketi
Türkiye’de savunma sanayisinde faaliyet gösteren yaklaşık 4 bin şirket bulunduğunu söyleyen Ayhan, “Kızılelma gibi insansız savaş uçağımız göklerde uçuyor. Bu araç Türkiye’nin havacılık tarihinin en önemli adımlarındandır. Kızılelma Türk savunma sanayisi envanterine geçmek üzere. Bu ürettiğimiz yerli füzelerimiz, atak helikopterlerinde kullanılanlar, uzun menzilli hava savunma füzelerimiz ve daha birçok sistem artık dünya çapında dikkat çekiyor.” diye konuştu.

“Savunma Sanayi İhracatımız Rekor Kırıyor”
Savunma sanayi ihracatının her geçen gün rekor kırdığını vurgulayan Ayhan, “Kara, hava ve deniz platformlarımızda kullandığımız yerli silah sistemleri ordumuzun gücünü katlıyor. Bu çalışmaların meyvelerini rakamlarla görüyoruz. Milyarlarca dolarlık ihracat ülkemize önemli katkılar sağlıyor. Türkiye’de bugün 4 bine yakın savunma sanayi şirketi faaliyet gösteriyor. Bu şirketlerde, binlerce mühendis ve teknisyen birlikte gece gündüz çalışıyor” ifadelerini kullandı.
Etkinlik, TÜGVA’nın gençliğe yönelik çalışmalarını içeren sinevizyon gösterisiyle başladı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından devam eden programa üniversite ve lise öğrencileri yoğun ilgi gösterdi.

