Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nın (BTSO) haziran ayı meclis toplantısında yaptığı konuşmada, küresel güvenlik ortamındaki değişime dikkat çekerek, “Barış ve istikrardan yana olanlar, her zamankinden daha çok caydırıcı olmalıdır” dedi. Görgün, Türkiye’nin son 23 yılda savunma sanayiinde yakaladığı büyük dönüşümle artık sadece kendi ihtiyaçlarını karşılamakla kalmayıp, ürettiği ürünleri 180 ülkeye ihraç eder hale geldiğini vurguladı.

‘Güvenlik Hiyerarşisi Yeniden Şekilleniyor’
BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay’ın ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Haluk Görgün, Bursa’nın üretim gücüne vurgu yaparak sözlerine başladı. Görgün, “Dünyaya şöyle bir baktığımızda, özellikle güvenlik hiyerarşisinin kurallarının yeniden şekillendiği bir dönemi gözden geçirdiğimiz bu sıralarda, özellikle barış ve istikrardan yana olanların her zamankinden daha da çok caydırıcı olmaları gerektiği aşikardır. Öngörülemezliğin temel norm haline geldiği bu dönemde, hamdolsun biz Türkiye olarak Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğiyle dolu dizgin hazırlıklarla gidiyoruz” ifadelerini kullandı.
Görgün, Bursa’nın 17 organize sanayi bölgesi, 96 bini aşkın aktif firması ve 800 binin üzerindeki istihdamıyla Türkiye’nin üretim gücünde önemli bir merkez olduğunu belirterek, “130’un üzerinde araştırma merkezi, 31 tasarım merkezi, 2 teknopark, 3 üniversite ile ekosistem; üretimini bilgi, tasarım, mühendislikle destekleyen bir şehrimiz” dedi.
Caydırıcılık Artık Sadece Envanterle Ölçülmüyor
Değişen güvenlik anlayışına dikkat çeken Haluk Görgün, caydırıcılık kavramının yeniden tanımlandığını belirtti. Görgün, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Caydırıcılık, son dönemlerdeki sıcak bölgelerdeki çatışmalara da bakıldığında; envanterdeki platform sayısı, envanterlerdeki mühimmat sayısının ötesinde üretim kapasitesinin, tedarik zinciri derinliğinin, mühendislik kabiliyetinin, kritik bileşenlere erişme hızının, stok yenileme hızının ve finansal sürdürülebilirliğin, test ve sertifikasyon altyapılarının ne kadar güçlü olduğuyla ölçülmesi gerektiğini gözlemledik.”
Görgün, 2004 yılında alınan bir kararla başlayan yerli ve milli üretim sürecinin önemine vurgu yaparak, “Özellikle 2004 yılında Savunma Sanayii İcra Kurulu Komitesinde aldığı kararla ihtiyacımız olan her şeyin yerli milli üretilmesi konusunda ortaya koyduğu irade; Türk sanayicisine, Türk mühendisine, Türk gençliğine duyduğu güvenle hamdolsun son 23 yılda tam bağımsız savunma sanayii vizyonuyla eşine rastlanmaz bir dönüşümle devam ediyoruz” şeklinde konuştu.

‘İhtiyaç Duyulan Ürünleri 180 Ülkeye İhraç Ediyoruz’
Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde gösterdiği başarılı grafiğe dikkat çeken Görgün, “Türkiye, Savunma Sanayii Başkanlığının üstlendiği sorumluluk ve ihtiyaç makamlarıyla yürüttüğü eşgüdümlü çalışmalar sayesinde dışa bağımlılığı önemli ölçüde azaltarak yerli ve milli üretimde yüzde 80’in üzerinde bir seviyeye ulaştı. İhtiyaç duyulan kritik teknolojilerin altyapısının oluşturulması ve nitelikli insan kaynağının yetiştirilmesine yönelik sistematik çalışmalarla Türkiye, yalnızca tek bir alanda değil; kara, deniz, hava, uzay ve denizaltı başta olmak üzere bir ülkenin ihtiyaç duyabileceği tüm alanlarda ürün geliştiren ve bu ürünleri 180’in üzerinde ülkeye ihraç eden bir konuma geldi” diye konuştu.
Savunma sanayiindeki ihracat rakamlarını da paylaşan Görgün, “2002 yılında savunma sanayii ihracatımız 250 milyon dolar seviyesindeydi. Geçtiğimiz yılı ise yaklaşık 11 milyar dolarlık ihracatla kapattık. Artık 20 yıl önce bir yılda gerçekleştirdiğimiz ihracatı bugün bir haftada yapabilecek seviyeye ulaştık. Aylık ortalama savunma sanayii ihracatımız ise yaklaşık 1 milyar dolar düzeyine çıktı” ifadelerini kullandı.

‘ISO 500’de 11 Savunma Şirketimiz Yer Alıyor’
Savunma Sanayii Başkanı, sektörün yüksek katma değerine dikkat çekerek İSO 500 verilerini hatırlattı. Görgün, “Listeye giren 11 savunma ve havacılık şirketimiz, İSO 500’deki firma sayısının yalnızca yüzde 2’sini oluşturmasına karşın toplam brüt katma değerin yüzde 16.6’sını, istihdamın yüzde 10.5’ini ve ihracatın ise yüzde 8.6’sını gerçekleştirmekte. Bu tablo aynı zamanda önümüzdeki dönemin de önceliğini bizlere göstermektedir” dedi.
Önümüzdeki hafta Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi’ne de değinen Görgün, “İnşallah önümüzdeki hafta NATO Zirvesi Ankara’da gerçekleştirilecek. NATO Genel Sekreteri de her fırsatta Türkiye’nin savunma sanayii kapasitesine dikkat çekiyor. Üretim gücümüzü, çevikliğimizi, altyapımızı ve sahip olduğumuz kabiliyetleri NATO üyelerine anlatıyor. Bugün 4 bin 500’ün üzerinde firma, bin 400’ü aşkın proje ve 100 binin üzerinde istihdamla güçlü ve derinlikli bir savunma sanayii ekosistemine sahibiz” açıklamasını yaptı.
Burkay: Sahada ve Masada Güçlü Bir Türkiye Var
Toplantının ev sahibi BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay ise yaptığı konuşmada savunma sanayisini bağımsızlığın ve istikbalin teminatı olarak gördüklerini belirtti. Burkay, “Bulunduğumuz coğrafya ateş çemberi içinde ve bu durum güçlü bir savunma kabiliyetini tercih değil tarihi bir sorumluluk haline getirmekte. Şükürler olsun ki bugün Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde sahada da masada da güçlü bir Türkiye bulunmakta. Milli sistemlerimizin sağlamış olduğu kabiliyetlerle ülkemiz hareket alanını genişletmiş ve başta terör olmak üzere ülkemiz üzerinde hain emelleri bulunan tüm kesimlere karşı gerekli cevabı sahada vermektedir” ifadelerini kullandı.

Burkay, Türkiye’nin bölgesindeki krizlerde üstlendiği role de vurgu yaparak, “Karadeniz’de Rusya Ukrayna Savaşı’nda da İran ile Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail arasında süren savaşta da ülkemiz barışın tesisi için diplomasi kanallarını her zaman açık tutmuş bölgenin hamisi ve teminatı konumuna yükselmiştir. Bugün bölgemizde Türkiye’nin içinde yer almadığı, Türkiye’nin rıza göstermediği bir senaryonun başarıya ulaşması da imkansızdır. Masadaki bu diplomatik gücümüzün ve oyun kurucu rolümüzün arkasındaki en büyük dayanak ise savunma sanayimizin bize kazandırmış olduğu askeri mukavemettir” diye konuştu.

