Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin kültürel miras alanındaki çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde düzenlenen Melek Heykeli teslim töreninde konuşan Bakan Ersoy, ülkenin kültür varlıklarına sahip çıkma konusundaki kararlılığını vurguladı.

Kültür Varlıklarının Korunması ve İadesi
Bakan Ersoy, “İstanbul Fener Rum Patrikliği’ne çok değerli bir kültür varlığını, bir melek figürünü iade etmek üzere buradayız” diyerek sözlerine başladı. Bu güzel birlikteliği değerlendirip bu toprakların mirasına sahip çıkma noktasında bakanlık olarak yapılan çalışmaları anlatmak istediğini belirtti.
Kültür varlıkları deyince akla gelen ilk bilim dalının arkeoloji olduğunu ifade eden Ersoy, “Maalesef bu dal 18. ve 19. yüzyıllarda özellikle Avrupa devletlerinin arkeolojiye ilişkin politik ve stratejik yaklaşımlarının etkisi diğer ülkeleri ciddi anlamda mağdur etmiş ve pek çok eser izinsizce ve bir talan yaklaşımıyla yurtlarından koparılmıştır” dedi.
Osmanlı’dan Günümüze Müzecilik Mirası
Osmanlı Devleti’nin o dönem kendi sınırları içinde kalan eserleri korumanın tek yolunun bir müze kurmak olduğunu gördüğünü belirten Bakan Ersoy, “Ekonomik bakımdan zor bir süreçten geçiyor olmasına rağmen gerekli yatırımı yaparak 1869 yılında Müze-i Humayun’u bugünkü adıyla İstanbul Arkeoloji Müzelerini kurmuştur” ifadelerini kullandı.
160 yıla uzanan müzecilik ve arkeoloji geçmişiyle haklı bir gurur duyduklarını söyleyen Ersoy, aynı zamanda kendilerini sürekli geliştirme sorumluluğunu da taşıdıklarını vurguladı.
Müzecilikte Rekor Ziyaretçi Sayıları
Göreve geldikleri andan itibaren müzecilik alanında gerçekleştirdikleri çalışmaların yalnızca mevcut mirası korumakla kalmadığını, aynı zamanda bu mirası daha geniş kitlelerle buluşturmayı hedeflediğini belirten Bakan Ersoy, şu önemli bilgiyi paylaştı:
“Bugün geldiğimiz noktada bakanlığımıza bağlı 219 müze ve 147 ören yerimizi 2025 yılı itibariyle 33 milyonu aşkın ziyaretçiyi ağırlamıştır. Bu güçlü yükseliş kültürel mirasımıza duyulan ilginin ve sahiplenmenin her geçen gün daha da arttığını açıkça ortaya koymaktadır.”

Dünya Mirası Listelerindeki Başarı
Bakan Ersoy, Şanlıurfa merkezli olarak Göbeklitepe, Karahantepe, Sayburç ve Sefertepe gibi önemli yerleşimleri barındıran geniş bir coğrafyada Neolitik Çağ’ın toplumsal ve kültürel dönüşümünü bütüncül bir biçimde ortaya koyan projenin Türk arkeolojisinin en geniş kapsamlı girişimlerinden biri olduğunu belirtti.
5 yıl içinde 12 ayrı arkeolojik alanda sürdürülen çalışmaların 15’i Türk, 21’i yabancı olmak üzere toplam 36 akademik kurumun katılımıyla uluslararası bilimsel işbirliği ağına dönüştüğünü ifade eden Ersoy, 2025 yılı itibariyle 219 bilim insanı ve araştırmacının katkısıyla yürütüldüğünü kaydetti.
Bu doğrultuda 2025 yılında Sardes Antik Kenti İntepeler Lidya Tümülüsleri’nin de listeye kaydedilmesiyle varlık sayılarının 22’ye yükseldiğini açıklayan Bakan Ersoy, “Dünya mirası geçici listesinde ise varlık sayımız 79’dur” diyerek Türkiye’nin kültürel miras alanındaki zenginliğini ve uluslararası alandaki başarısını ortaya koydu.
