Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Bingöl-Solhan kara yolu üzerinde yapımı tamamlanan asfalt plent tesisinin açılış törenine katıldı. Törende önemli açıklamalarda bulunan Yılmaz, kalkınma hamlesinin gücünü en uzak yerleşimlere kadar taşıdıklarını belirterek, “AK Parti olarak iktidara geldiğimiz günden bu yana Türkiye’nin kalkınma ufkunu belli merkezlerin sınırlarına hapseden anlayışı değiştirdik. Yatırımın, üretimin ve refahın 81 ilimize yayıldığı, her şehrin kendi potansiyeliyle milli kalkınmaya güç kattığı bir Türkiye inşa ediyoruz” dedi.
“Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşacaksa, 81 ilimizin, 86 milyon insanımızın enerjisini harekete geçirmeliyiz”
Yılmaz, konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Türkiye Yüzyılı hedeflerine ulaşacaksa, 81 ilimizin, 86 milyon insanımızın enerjisini harekete geçirmeliyiz. Eğitimden sağlığa, enerjiden sanayiye, tarımdan ulaştırmaya kadar attığımız her adımı, birbirinin etkisini büyüten topyekun kalkınma hamlemizin parçası olarak ele alıyoruz. Zira kalkınma, farklı alanlarda kurulan kapasitenin aynı hedef doğrultusunda birbirini beslemesiyle kalıcı bir güce dönüşür. Ulaştırma da bu bütün içinde üretimin, ticaretin ve yatırımın yönünü değiştiren stratejik alanların başında gelmektedir. Güçlü bir ulaşım altyapısı üretimi pazara, sermayeyi yatırım imkanlarına, vatandaşlarımızı ise kamu hizmetlerine daha hızlı ulaştırır. Bu anlayışla ülkemizin ana ulaşım ağlarını şehirlerden ilçelere, köylere ve mezralara uzanan yerel yol yatırımlarıyla tamamlıyoruz. Kalkınma hamlemizin gücünü en uzak yerleşimlerimize kadar taşıyoruz. Hiç kimseyi geride bırakamayan bir kalkınma anlayışıyla hareket ediyoruz. Açılışını gerçekleştirdiğimiz yeni asfalt plenti de bu büyük vizyonun Bingöl’e uzanan halkalarından biri olarak şehrimizin ulaşım altyapısını ve hizmet kapasitesini daha ileri bir seviyeye taşıyacaktır.”

“Terörsüz Türkiye, ülkemizin yatırım ikliminin önündeki engelleri kaldıracak”
Yılmaz, üretim ve istihdamın ivme kazanacağını ifade ederek, “Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yürüttüğümüz Terörsüz Türkiye ve Terörsüz Bölge vizyonu, kalıcı huzur ve güven ortamını güçlendirerek ülkemizin yatırım ikliminin önündeki engelleri kaldıracaktır. Yeni dönemde bu huzur ve güven ortamı kamu yatırımlarıyla hazırladığımız güçlü zemini özel sektör yatırımları tamamlayacak, üretim ve istihdam daha büyük bir ivme kazanacaktır. Son 25 yılda, Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde kalkınmada ve demokraside attığımız adımlar bugün çok güçlü bir zemin oluşturmuştur. Geçmişin yasaklarını ortadan kaldıran, anlamsız bir takım tartışmaları ortadan kaldıran anlayış, bugün toplumumuzu çok daha rahatlatmış, farklı kimliklerin bir arada yaşadığı bir atmosfer oluşturmuştur. Diğer yandan bölgesel kalkınma politikamızın da çok önemli olduğuna inanıyorum. Biz hep şunu ifade ettik. Batıda ne varsa, doğuda da o olacak. Kuzeyde ne varsa, güneyde de o olacak. 81 vilayetimiz, 86 milyon vatandaşımız birdir, beraberdir, hepsi, bizim gözümüzde aynı mesafededir. Ülkemizin her bir karışına hizmet etmeye, her bir karışına huzuru, güveni taşımaya devam edeceğiz” diye konuştu.

“Ülkemiz Türkiye Yüzyılı hedeflerine güçlü bir şekilde yürüyecektir”
Terörsüz Türkiye ile ülkenin Türkiye Yüzyılı hedeflerine güçlü bir şekilde yürüyeceğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu:
“Terörsüz Türkiye de ayağımızdaki bu prangaları sökerek ülkemizin hem demokraside hem kalkınmada standartlarını daha yukarıya taşıyacaktır. Buna gönülden inanıyoruz. Ülkemiz çok daha farklı hedeflere, Türkiye Yüzyılı hedeflerine güçlü bir şekilde yürüyecektir. Bölgemizde de huzura ve güvene bu süreç büyük katkı yapacaktır. Suriye’de yaşanan gelişmeleri hep birlikte görüyoruz. Yine İran-ABD-İsrail savaşında, bir takım çevrelerin orada yaşayan Kürt kardeşlerimizi kışkırtma çabalarına cevap verilmemiş olması da, Türkiye’deki yaşanan sürecin ne kadar önemli olduğunu göstermiştir. Biz bir taraftan da bölgemiz üzerindeki emperyalist tuzakları bozma gayreti içerisindeyiz. Ve teker teker de bozuyoruz. Bölgemiz uzun yıllardır etnik fay hatları üzerinde. Mezhebi farklılıklar üzerinden çatışmalar oluşturuluyor bölgemizde. Ve bölgedeki insanlar çatışarak enerjilerini tüketirken, birileri de gelip bu bölgeleri sömürüyor. Ortadoğu’nun kaynaklarını burada yaşayan insanlar değil, başka insanlar değerlendiriyorlar. Dolayısıyla bu huzur-güven ortamında bölgemizin de daha geniş anlamda, komşu ülkelerin de çok daha huzurlu olacağına ve kaynaklarını bu bölge için, bu ülkelerin vatandaşları için değerlendirileceğine inanıyoruz. Ve bunu da hep birlikte başaracağız.”





