Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD merkezli Newsweek dergisine verdiği röportajda Türkiye’nin çok boyutlu dış politikasını ve küresel gelişmelere bakışını değerlendirdi. Erdoğan, “Türkiye’ye ‘Batı mı, Doğu mu?’ şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz” diyerek Türkiye’nin milli menfaatleri doğrultusunda bağımsız hareket ettiğini vurguladı.
BM Genel Kurulu’nda Öncelik Diplomasi
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’na ilişkin hedeflerini açıklarken dünyanın ciddi kırılmalardan geçtiğini belirtti. Türkiye’nin kuzeyinde Rusya-Ukrayna Savaşı’nın devam ettiğini, güneyinde ve doğusunda çatışmalar yaşandığını hatırlatan Erdoğan, “Çatışmalar bölgemizin güvenliğini, ekonomisini ve istikrarını doğrudan etkiliyor. Böyle dönemlerde diplomasinin alanını daraltmak yerine genişletmek uluslararası toplumun müşterek mesuliyetidir” ifadelerini kullandı.
Türkiye’nin Genel Kurul’daki önceliğinin çatışmaların yayılmasını önlemek, diplomatik kanalları açık tutmak ve tarafları müzakere zemininde buluşturmak olduğunu söyleyen Erdoğan, “Türkiye, Rusya-Ukrayna Savaşı’ndan Orta Doğu’daki gerilimlere kadar ihtilafların bütün taraflarıyla temas kurabilen ve barış için inisiyatif alabilen bir ülkedir” dedi.
BM Güvenlik Konseyi’nde Reform Çağrısı
Dünyanın ağırlık merkezinin değiştiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yeni güç merkezleri yükselirken, daha fazla ülke küresel karar alma süreçlerinde hak ettiği yeri talep ediyor. Birleşmiş Milletler, bu değişimin gerisinde kalmamalıdır” diye konuştu. Güvenlik Konseyi’nin daha temsili, etkin ve hesap verebilir bir yapıya kavuşması gerektiğini belirten Erdoğan, “Genel Kurul’un iradesinin daha güçlü biçimde karar süreçlerine yansıdığı, sorumluluğun daha adil paylaşıldığı bir uluslararası sistem için reform artık ertelenemez” değerlendirmesinde bulundu.
Hürmüz Boğazı’ndaki Gerilim ve İran-ABD İlişkileri
ABD ve İsrail ile İran arasındaki gerilime değinen Erdoğan, gerilimi büyütecek adımlardan kaçınılması ve tarafların müzakere zemininde buluşturulması gerektiğini söyledi. “ABD, NATO’daki müttefikimizdir. İran, bizim komşumuzdur. Sayın Trump’la son görüşmemizde de İran ile ABD arasındaki gerilimde diplomasiden azami ölçüde istifade edilmesi gerektiğini ifade ettim” diyen Erdoğan, Türkiye’nin önemli bir imkanının ihtilaf yaşayan taraflarla konuşabilmesi olduğunu belirtti. “Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim enerji arzını ve küresel ticareti doğrudan etkiliyor. Önceliğimiz çatışmanın yayılmasını önlemek, ticaret yollarının güvenliğini korumak ve tarafları yeniden müzakere masasına döndürmektir” ifadelerini kullandı.
Mekke Ortak Savunma Anlaşması
Pakistan ve Suudi Arabistan ile imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması’na değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Mekke Ortak Savunma Anlaşması’nı İran’a, İsrail’e veya herhangi bir üçüncü ülkeye karşı kurulmuş bir ittifak olarak değerlendirmek doğru olmaz. Bu anlaşma daha güvenli, barışçıl ve müreffeh bir geleceğin inşası için üstlendiğimiz müşterek sorumluluğun bir ifadesidir” dedi.
Anlaşmanın BM Şartı’nın 51’inci maddesindeki meşru müdafaa hakkına dayandığını belirten Erdoğan, “Anlaşma üç devletten herhangi birine yönelik silahlı saldırının tüm taraflara yapılmış sayılacağına hükmetmektedir. Burada verilecek karşılığın mahiyeti, saldırıya uğrayan ülkenin çağrısı ve ihtiyaçları temelinde belirlenebilir” şeklinde konuştu.
Türkiye-ABD İlişkileri
ABD Başkanı Donald Trump ile doğrudan ve açık konuşabildiği bir ilişkisi olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun Türkiye-Amerika ilişkileri ve hatta bölgemizdeki gelişmeler bakımından önemli bir imkan olduğunu düşünüyorum” dedi. “Türkiye-Amerika ilişkilerini üçüncü bir ülke üzerinden tarif etmiyorum. Washington’daki muhatabımız Amerika Birleşik Devletleri yönetimidir” diyen Erdoğan, İsrail yönetimiyle ciddi görüş ayrılıkları bulunduğunu aktardı.
İsrail’in Suriye Saldırıları
Suriye’deki gelişmeler ve İsrail’in saldırılarına ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Suriye’nin egemenliğinin, toprak bütünlüğünün ve milli birliğinin korunmasını istiyoruz. İsrail’in uluslararası hukuku ve yerleşik kuralları hiçe sayan saldırıları, Suriye’nin egemenliğine açıkça zarar veriyor ve bölgede istikrarın tesisini güçleştiriyor” dedi.
Terörsüz Türkiye ve PKK
‘Terörsüz Türkiye’ vizyonunun stratejik bir hedef olduğunu vurgulayan Erdoğan, “PKK’nın fesih ve silah bırakma yönünde aldığı kararları bu bakımdan önemli bir eşik olarak görüyoruz ancak asıl olan, alınan kararların sahada eksiksiz uygulanmasıdır” ifadelerini kullandı. Suriye’deki gelişmelerin de aynı anlayışla takip edildiğini belirten Erdoğan, “Kürtler, bizim kardeşlerimiz. Bin yıldır beraber, iç içe yaşıyoruz. Kürtler, Araplar ve Türkler olarak etle tırnak gibiyiz” dedi.
Rusya-Ukrayna Savaşı ve Barış Çabaları
Rusya-Ukrayna Savaşı’nın yayılma riskine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye olarak önceliğimiz, savaşın yeni ülkeleri içine çeken bir çatışmaya dönüşmesinin önüne geçmektir” dedi. İstanbul görüşmeleri, Karadeniz Tahıl Girişimi ve esir takaslarının Türkiye’nin her iki tarafla konuşabilmesinin somut neticeleri olduğunu belirten Erdoğan, “Gerekli siyasi irade ortaya konulduğunda Türkiye, yeniden müzakere masasının kurulmasına ve barışın önünün açılmasına katkı sağlamaya hazırdır” diye konuştu.
Çok Boyutlu Dış Politika
Dış politikadaki çok yönlü dengeye ilişkin konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’ye ‘Batı mı, Doğu mu?’ şeklinde bir tercih dayatılmasını doğru bulmuyoruz” diyerek sözlerini şöyle tamamladı: “NATO’daki güçlü konumumuzu tahkim ederken Türk Devletleri Teşkilatındaki iş birliğimizi derinleştiriyor, İslam İş Birliği Teşkilatında aktif sorumluluk üstleniyor, diyalog ortağı olduğumuz Şanghay İş Birliği Örgütüyle ilişkilerimizi ilerletiyor, G20, D-8 ve diğer çok taraflı platformlarda da etkinliğimizi artırıyoruz.” Çin ile ticareti, yatırımları ve bağlantısallığı geliştirmek istediklerini vurgulayan Erdoğan, “Türkiye’nin Doğu ile Batı arasındaki müstesna konumu, çok boyutlu ve çok yönlü bir dış politika yürütmemizi tabii kılıyor. Türkiye’nin istikameti açıktır: Kendi iradesiyle hareket eden, bölgesinde istikrarı tahkim eden ve küresel meselelerde söz ve sorumluluk sahibi güçlü bir ülke olarak bu çizgiyi kararlılıkla sürdürmek” ifadelerini kullandı.
