İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf, ABD ile varılan mutabakata ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Kalibaf, “ABD yükümlülüklerini yerine getirmezse, biz de herhangi bir adım atmayacağız” diyerek Tahran yönetiminin tutumunu net bir şekilde ortaya koydu.
Kalibaf: Hürmüz Boğazı Asla Eski Koşullarına Dönmeyecek
İran basınına konuşan Kalibaf, Hürmüz Boğazı’ndaki stratejik duruşlarını da vurguladı. Uluslararası hukuk ve denizcilik kurallarına aykırı bir tutum sergilemeyeceklerini belirten Meclis Başkanı, “Biz uluslararası hukuk çerçevesinde hareket edeceğiz. Uluslararası hukuka göre boğazlara kıyısı bulunan ülkelerin hem hakları hem de yükümlülükleri vardır. Bu haklardan biri de sundukları hizmetler karşılığında diğer ülkelerin ücret ödemesidir” ifadelerini kullandı.
Kalibaf, daha önceki bir açıklamasına atıfta bulunarak, “Savaşın ortasında bir paylaşım yapmış ve ‘Hürmüz Boğazı artık asla eski koşullarına dönmeyecek’ demiştim. Bugün de aynı görüşteyim” dedi. Bu sözler, bölgedeki jeopolitik dengelerin değiştiğine işaret ediyor.
Mutabakata Rağmen Güvensizlik Sürüyor
İran Meclis Başkanı, ABD ile imzalanan mutabakata rağmen Washington yönetimine duyulan güvensizliğin devam ettiğini vurguladı. Kalibaf, “Nihai bir anlaşmaya varılsa ve hatta bu anlaşma Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararıyla onaylansa bile yine de güvenilir değildir” açıklamasını yaparak ABD’nin geçmişteki anlaşmalardan çekilme tutumuna göndermede bulundu.
300 Milyar Dolarlık Tazminat ve ‘Adım Karşılığında Adım’ İlkesi
Mutabakat metninde yer alan önemli bir detaya da değinen Kalibaf, İran’a ödenecek 300 milyar dolar savaş tazminatının metinde “yeniden imar ve ekonomik kalkınma” ifadeleriyle yer aldığını söyledi. Mutabakatın temel prensibini açıklayan İranlı yetkili, “Mutabakat metninde üstlendiğimiz her yükümlülük, ‘adım karşılığında adım’ ilkesi temelinde kabul edilmiştir. 13’üncü madde de tam olarak bu esasa göre düzenlenmiştir. Buna göre, ABD yükümlülüklerini yerine getirmezse, biz de herhangi bir adım atmayacağız” dedi.
Bu açıklamalar, Tahran’ın masada güçlü bir pozisyon aldığını ve anlaşmanın her aşamasını sıkı bir şekilde denetleyeceğini gösteriyor.
