Ankara’da Ukrayna Büyükelçiliği’nde, Kırım Tatar Türkleri sürgününün 82’nci yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen anma töreni, büyük bir hüzne sahne oldu. ’18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımının Kurbanlarını Anma Günü’ kapsamında gerçekleştirilen etkinlikte, sürgünün vahameti ve Kırım’ın bugünkü durumu bir kez daha gözler önüne serildi.
Büyükelçi Dzhelialov’dan Çarpıcı Açıklamalar
Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Naryman Dzhelialov, yaptığı konuşmada, Sovyet askerlerinin Kırım Tatar halkına karşı geçmişte bir soykırım gerçekleştirdiğini ve bu soykırımın 20’nci yüzyılın en karanlık suçlarından biri olduğunu vurguladı. Büyükelçi, sürgün anını şu sözlerle anlattı: “18 Mayıs 1944 sabahının ilk saatlerinde, Sovyet askerleri Kırım’ın dört bir yanındaki Kırım Tatarlarının evlerine aynı anda girdiler. Aileler zorla uykularından uyandırıldı. Yanlarına en gerekli eşyalarını almaları için onlara sadece birkaç dakika verildi. Anneler çocuklarını kucaklarında tutuyordu. Yaşlı insanlar hangi suçla suçlandıklarını bile anlamıyordu.”

Dzhelialov, sürgünün sadece 3 gün içinde gerçekleştiğini belirterek, “18 Mayıs’tan 20 Mayıs’a kadar, Kırım Tatarlarını taşıyan 67 trenin tamamı Orta Asya’ya ve Rusya’nın Ural bölgesine doğru Kırım’dan ayrıldı. Sadece 3 gün içinde yaklaşık 200 bin insan sürgün edildi. Bunların büyük çoğunluğu kadınlar, çocuklar ve yaşlılardı” dedi.
“Kırım Tatarlarının Kimliği Silinmeye Çalışıldı”
20 binden fazla Kırım Tatarının 2’nci Dünya Savaşı sırasında Kızıl Ordu saflarında görev yaptığını hatırlatan Büyükelçi, “Onlardan 5’i Sovyetler Birliği kahramanı ünvanına layık görüldü ve yine de onlar ülkelerini savunurken, aileleri yük vagonlarına dolduruluyordu. Yolculuk sırasında ve sürgünün ilk yıllarında, Kırım Tatar halkının neredeyse yarısı açlık, hastalık ve insanlık dışı yaşam koşulları nedeniyle hayatını kaybetti” ifadelerini kullandı.
Sovyet rejiminin sadece bir halkı sürgün etmeyi değil, onları tarihten silmeyi amaçladığını belirten Dzhelialov, “Köylerin isimleri değiştirildi, mezarlıklar yok edildi, okullar kapatıldı, evler yağmalandı, mallara el konuldu. Kırım Tatarlarının kimliği sistematik olarak haritalardan, arşivlerden ve kamusal hayattan silinmeye çalışıldı. Bütün bir halkın yalnızca fiziksel olarak değil, tarihsel olarak da yok olması planlanmıştı” şeklinde konuştu.
“Kırım, Ukrayna’dır”
Rusya’nın Kırım ilhakı sonrası benzer senaryolar ile karşılaşıldığını ifade eden Dzhelialov, “Kırım Tatarları, bir kez daha yasa dışı ev baskınları, tutuklamalar, işkenceler, siyasi amaçlı davalar, zorla kaybetmeler ve sistematik baskılarla karşı karşıya kaldılar. Kırım Tatar halkının meşru temsil organı olan meclis, uluslararası hukuk tarafından korunan meşru bir kurum olmasına rağmen, Rus işgal makamları tarafından ‘aşırıcı örgüt’ ilan edilerek yasaklandı” dedi.

2014 yılından bu yana işgal altındaki Kırım’a 500 bin ile 800 bin arasında Rus vatandaşının taşındığına dikkat çeken Dzhelialov, bunun Kırım’ın kimliğini değiştirme girişimi olduğunu vurguladı. Büyükelçi, sözlerini şöyle tamamladı: “Kremlin’in hiçbir zaman anlayamadığı bir gerçek vardır, bir halk sürgün edilebilir, zulme uğrayabilir ve hapsedilebilir ama hafızasını koruyan bir halk asla yenilemez. Ukrayna’nın tutumu nettir ve değişmemiştir. Kırım Ukrayna’dır, Kırım Tatarları Kırım’ın yerli halkıdır.”
Etkinlikte ayrıca, Kırım Tatarlarıyla ilgili bir belgesel gösterimi de gerçekleştirildi.
