Bahçeşehir Koleji tarafından düzenlenen ‘Erken Çocuklukta Aile, Okul ve Değerler Sempozyumu’nda konuşan İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, günümüz dünyasında eğitimin sadece sınıflarla sınırlı kalmadığını belirterek, “Dünya açık hava dersliğine dönüşmüştür” dedi.

BAU Güney Kampüs Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen sempozyuma; Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, Milli Eğitim Bakanlığı İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, Bahçeşehir Uğur Eğitim Kurumları Yönetim Kurulu Başkanı Enver Yücel, Bahçeşehir Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Esra Hatipoğlu, Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel ve Bahçeşehir Koleji Genel Müdürü Dr. Özlem Koç katıldı.
‘EĞİTİMİN YÜZLERCE TANIMI VAR’
Sempozyumda konuşan Doç. Dr. Murat Mücahit Yentür, eğitimin tanımının yüzlerce olduğunu ancak bunların pratikteki karşılığının sorgulanması gerektiğini belirtti. Yentür, şunları söyledi:
“Eğitim, kişinin kendi yaşantısı yoluyla kasıtlı ve istendik davranış değiştirme sürecinin adıdır. Belki bugüne kadar eğitimle ilgili sözlerin büyük bir kısmı söylendi. Konuşmalar ve metinler çok güzel. Akademik literatür de çok anlamlı. Ama ve lakin günümüz dünyasına baktığımız zaman bu akademik metinlerin, söylemlerin çıktısı olarak memnun olduğumuz bir şey de değiliz. Demek ki orada büyük bir yanlışlık var. Çünkü belki akademik metinlerden ziyade Anadolu kültüründen ve hikmetinden çıkan sözlerin eğitim felsefesi üzerine bizim daha fazla düşünmemiz gerekiyor.”

Yentür, öğrencilere aktarılmaya çalışılan değerlerle dünyanın gidişatı arasındaki çelişkiye dikkat çekerek, “Çocuklara adalet, eşitlik ve hakkaniyet kavramını öğretmeye çalışırken, Avrupa Birliği İnsan Hakları Sözleşmesi’nden Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları’na kadar uluslararası birçok hukuk metninin çocuklarla ilgili hiçbir anlam ifade etmediğini, güçlü olanın haklı olduğunu ve güçlü olanın her türlü şeyi ezebildiğini gösterdiğimiz zaman, söylediklerimizin anlamlı bir karşılık ve davranışsal sonucu olmadığına maalesef şahitlik ediyoruz” ifadelerini kullandı.
‘DÜNYA AÇIK HAVA DERSLİĞİNE DÖNÜŞTÜ’
Eğitimin sadece okul duvarları arasında gerçekleşmediğini vurgulayan Yentür, “Öğretmenlerin dokunduğu öğretiyi; sokakları kirletmeme, trafik kültürü gibi konularda babası tarafından, annesi tarafından uygulanma oranlarının çocuğun davranışsal etkisinde daha fazla olduğunu, sözden daha etkili olduğunu söylüyoruz. Bu vesileyle artık günümüz dünyası şunu göstermiştir ki dünya açık hava dersliğine dönüşmüştür. Bu dersliğin dışında da eskiden camdan söylenen lafların artık camdaki, ekrandaki yansımasının çocuğun, bireyin ruh ve gönül dünyasına ne kadar etkili olduğuna şahitlik ediyoruz” dedi.

Yentür, pozitivist ve materyalist felsefelerin insanlığı bir krize sürüklediğini belirterek, “Medeniyetler çatışması tezini birebir bugün yaşanmışlığını maalesef hissediyoruz. Çok acı bir şekilde Kahramanmaraş’ta ve Şanlıurfa’da yaşanan olaylarla da aslında bu toplumda hiç alışık olmadığımız, kabul edemeyeceğimiz, ‘Bizde olmaz’ dediğimiz şeylerin, kullandığımız zaman sosyolojik olarak bunun yansımasının da doğal olarak kaçınılmaz olduğunu maalesef hissediyoruz” diye konuştu.
TAŞEL: ERKEN ÇOCUKLUK EĞİTİMİ EĞİTİMİN TEMELİDİR
Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel ise erken çocukluk eğitiminin önemine vurgu yaparak, “İnsanın ana vatanı çocukluğudur” ve “bir insanın ulaşabileceği en yüksek mertebe iyi bir insan olmaktır” sözlerini hatırlattı. Taşel, “O halde bizim çocukluk döneminde çocuklarımıza kazandırmamız gereken en temel unsur, onları iyi bir insan olarak yetiştirmektir. Aksi takdirde yalnızca akademik bilgiyle donatılan bireyler, topluma da kendilerine de zarar verebilir” dedi.

Taşel, okul öncesi eğitimin zorunlu hale getirilmesi için çalışmalar yaptıklarını belirterek, “Türkiye’de bu eğitimin dışında kalan öğrenci oranı yaklaşık yüzde 15 civarında. Hedefimiz bunu yüzde 100’e yaklaştırmak” ifadelerini kullandı. Değerler eğitiminin yanlış anlaşılmaması gerektiğini de sözlerine ekleyen Taşel, “Burada kastettiğimiz, herhangi bir inancı empoze etmek değildir. Bizim bahsettiğimiz; doğruluk, dürüstlük, adalet, hoşgörü, empati, öfke kontrolü gibi evrensel etik değerlerdir” diye konuştu.
YÜCEL: BİR ÇOCUĞUN DÜNYAYA BAKIŞI OKUL YILLARINDA GELİŞMEYE BAŞLAR
Bahçeşehir Koleji İcra Kurulu Başkanı Hüseyin Yücel, erken çocukluk döneminin insan hayatındaki en kritik dönem olduğunu belirtti. Yücel, “Bir çocuğun dünyaya bakışı, doğruyu ve yanlışı ayırt edişi, adalet duygusu, merhameti, empatisi hep bu yıllarda şekillenmeye başlar. Bir çocuğa matematik öğretmek mümkündür. Bir çocuğa yabancı dil öğretmek de mümkündür. Ama bir çocuğa dürüstlüğü, merhameti, adaleti ve sorumluluğu kazandırmak; işte bu sadece eğitimle değil, hissederek, örnek olarak ve yaşayarak mümkündür” dedi.

Koç, “Karakterin şekillendiği yer okul iklimidir. Bu nedenle aile-okul paydaşlığı bir çocuğun hayatı için son derece kritik ve hayati öneme sahiptir” şeklinde konuştu.
GÜNER: ROL MODEL OLMAK ÖNEMLİ
Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürü Fethullah Güner, değerlerin öğretiminde rol model olmanın önemine dikkat çekti. Güner, “Değer öğretilecekse bunun en güzel yolu bireylerin rol model olması. Kur’an-ı Kerim’de de Yüce Allah “yapmadığınız şeyleri niye söylüyorsunuz” diyor. Aslında rol model olamıyorsanız, örnek olamıyorsanız bunu niye söylüyorsunuz demiş oluyor” ifadelerini kullandı.

Prof. Dr. Esra Hatipoğlu da erken çocukluk döneminin en kritik evre olduğunu belirterek, “Okul-aile iş birliği ne kadar güçlü kurulursa ve çocuklarımız açısından ne kadar büyük bir iletişim sağlarsa, o kadar ciddi temellere oturduğunu düşünüyorum” dedi.
Sempozyumda, 19 Mayıs Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Bayram Özer, ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Kapsamında Erdem-Değer-Eylem Çerçevesi ve Aile’ konusunda sunum yaptı. Ardından gerçekleşen panelde ise İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Belma Tuğrul, Marmara Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Gülden Uyanık, BAU Sosyoloji bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Nilüfer Narlı ve Psikolog Dr. Nilüfer Devecigil konuşma yaptı.
