Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Özel Harekat Daire Başkanlığı’na 15 Temmuz darbe girişimi sırasında F-16’larla düzenlenen hain saldırıda şehit olan polis memuru Yunus Uğur’un babası Ramazan Uğur, oğlunun şehadetinden 10 gün önce içine doğan o acı hissi anlattı. Ramazan Uğur, “Yunus, bayram ziyaretinde bana, ‘Allah şehitliği bana nasip eder mi, keşke şehit olsam’ demişti. Demek ki içine doğmuş. Baba olarak ciğerim yanıyor, fakat oğlumun şehitlik mertebesine ulaşmış olmasıyla da çok gururluyum” dedi.
Adana’dan geçici görevle Ankara’nın Gölbaşı ilçesindeki Özel Harekat Daire Başkanlığı’na atanan İHA, helikopter ve uçak teknisyenliği eğitimi alan polis memuru Yunus Uğur, FETÖ’nün 15 Temmuz 2016’daki kanlı darbe girişimi sırasında kahramanca direnirken şehit oldu. Saldırıda Uğur ile birlikte 37 silah arkadaşı da aynı akıbete uğradı.

“EVİN BABASIYDI, GÖZÜM ARKADA KALMADAN ÇALIŞIYORDUM”
Adana’da yaşayan şehidin babası Ramazan Uğur, darbe girişiminin 10’uncu yıl dönümünde duygularını paylaştı. Oğlunun herkese karşı saygılı olduğunu belirten Uğur, “Demek ki Rabb’im şehit olacak insanı da seçiyor. Kardeşlerine bağlıydı, evine bağlıydı. Ben gurbetçi bir insandım. Yurt dışında çalışıyordum, evi ona emanet etmiştim. Evin babası da oydu, her şeyi de oydu. Evimizin bütün düzeni onun elindeydi, onun için gözüm arkada kalmadan gurbette çalışabiliyordum. Güvenmesem çıkamazdım, Allah herkese öyle evlat nasip etsin” dedi.
“BEN DE ‘ŞEHİTLİK HERKESE NASİP OLMAZ’ DEDİM, DEMEK Kİ İÇİNE DOĞMUŞ”
Oğluyla son bayram ziyaretinde yaşadıkları o anı gözyaşları içinde anlatan baba Ramazan Uğur, şunları söyledi:
“Oğlum polis olmayı gerçekten çok istiyordu. Mesleğe başlamadan önce de sürekli terör bölgesinde görev yapmak istediğini söylerdi. Şehit olmadan 10 gün önce bayram ziyaretinde yanıma geldi ve bana, ‘Allah şehitliği bana nasip eder mi?’ diye sordu. Ardından, ‘Keşke şehit olsam’ dedi. Ben de ‘Şehitlik herkese nasip olmaz’ dedim, demek ki içine doğmuş. Baba olarak ciğerim yanıyor fakat oğlumun şehitlik mertebesine ulaşmış olmasıyla da çok gururluyum. Meğerse içine doğmuş. Hain darbe girişiminde oğlum şehitlik mertebesine yükseldi.”

“SABAH UYANDIĞIMDA OĞLUMUN ŞEHİT OLDUĞUNU HİSSETTİM”
15 Temmuz gecesi yaşadıklarını da aktaran Uğur, “Yıllık iznim bitmişti. O dönem Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) kepçe operatörü olarak çalışıyordum. Akşam işten eve geldiğimde televizyonlarda darbe girişimine ilişkin haberleri gördüm. Çok yorgun olduğum için uyudum. Sabah uyandığımda darbe girişiminin devam ettiğini öğrendim ancak oğlumla ilgili kötü bir ihtimali aklıma getirmedim. İş yerindeyken eşimin kardeşi beni arayıp, ‘Hemen Adana’ya gel’ dedi. O an Yunus’a bir şey olduğunu hissettim. Uçağa binene kadar oğluma bir şey olmaması için sürekli dua ettim. Eve geldiğimde ise kapının önünde kurulan taziye çadırını gördüm. O an acı haberi aldım” ifadelerini kullandı.
“CİĞERİM YANIYOR AMA GURURLUYUM”
Evlat acısını her 15 Temmuz’da yeniden yaşadıklarını belirten Ramazan Uğur, şöyle devam etti:
“Alnımız ak, başımız dik, gururluyuz. Çocuğum vatanı için canını feda etti. Bir baba olarak ciğerim yanıyor ama aynı zamanda gururluyum. Çünkü işin içinde şehitlik mertebesi var. Şimdi olsa ben de şehit olmak isterim. Şehadet şerbetini içmek herkese nasip olmaz. Bu yüzden bir yandan gurur duyuyor, bir yandan da evlat acısıyla yanıyorum. Her 15 Temmuz geldiğinde acımız yeniden tazeleniyor.”
“ŞEHADET ŞERBETİNİ EN YAKIN ARKADAŞLARIYLA İÇTİ”
Oğlunun şehadet şerbetini en yakın arkadaşları Ahmet ve Mehmet Oruç kardeşlerle birlikte içtiğini söyleyen Uğur, “Birlikte astsubaylık sınavlarına girdiler ama kazanamadılar. Sonra polislik sınavına girdiler ve kazandılar. Rabbim onların arkadaşlığını polislikte de ayırmadı. Şehadet şerbetini de üçü birlikte içtiler. Biz bugün burada rahat konuşabiliyor, yiyip içebiliyorsak onların sayesinde. Nerede şehit olursa olsun hepsi bizim şehidimizdir” dedi.

“ALLAH O HAİNLERE BİR DAHA FIRSAT VERMESİN”
Bütün halka seslenen Ramazan Uğur, “Vatanınıza, milletinize sahip çıkın. Başka vatanımız yok. Bizim bizden başka kimsemiz de yok. Allah o hainlere bir daha fırsat vermesin. Ben onları Allah’a havale ettim. Ne bu dünyada ne de öbür dünyada gün yüzü görmesinler” diye konuştu.
CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN VE BAYKAR AİLESİNE TEŞEKKÜR
Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Bayraktar ailesine teşekkür eden Uğur, şu ifadeleri kullandı:
“Cumhurbaşkanımız bizleri bir an olsun yalnız bırakmadı, arayıp sordu, hep bizimle ilgilendi. Baykar’da bizi bir hafta boyunca misafir ettiler, bizleri çok güzel ağırladılar. Özdemir Bayraktar ile sık sık bir araya geliyorduk. Gerçekten çok mütevazı insanlardı. Selçuk Bayraktar ile Adana’da düzenlenen TEKNOFEST’te bir araya geldik bizlere Akıncı uçağının modelini hediye etti.”







