Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 2025 yılında yaşanan iki büyük depremin sismik kaynak analizi, uluslararası saygın bir bilimsel dergide yayımlandı. Dokuz Eylül Üniversitesi öncülüğünde yürütülen çok disiplinli araştırmada, depremlerin ‘ikiz’ ve ‘hibrit deprem’ niteliği taşıdığı ve Emendere Fay Zonu’nun yeniden aktif hale geldiği tespit edildi.
Sındırgı Depremlerine Bilimsel Işık: Q1 Dergide Yayınlanan Çalışma

Balıkesir’in Sındırgı ilçesinde 10 Ağustos ve 27 Ekim 2025 tarihlerinde meydana gelen 6.1 büyüklüğündeki depremler, yer bilimleri camiasında büyük yankı uyandırdı. Bu iki depremin sismik kaynak analizine ilişkin kapsamlı bilimsel çalışma, yer bilimleri alanının uluslararası Q1 dergileri arasında yer alan Seismological Research Letters‘ta yayımlandı.
Dokuz Eylül Üniversitesi Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi, Mühendislik Fakültesi, Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü ile İzmir Meslek Yüksekokulu öncülüğünde yürütülen araştırmaya; Kütahya Dumlupınar Üniversitesi, Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi ve AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürlüğü’nden birçok bilim insanı katkı sundu. Araştırma ekibinde Prof. Dr. Hasan Sözbilir, Dr. Can Eytemiz, Doç. Dr. Çağlar Bayık, Doç. Dr. Deniz Arca, Doç. Dr. Mehmet Utku, Dr. Sevinç Özel Füzün, Dr. Özde Bakak, Dr. Öğr. Üyesi Özkan Cevdet Özdağ, Dr. Metin Aksaz, Prof. Dr. Orhan Tatar, Meltem Türkoğlu, Ömer Kılınçarslan ve Mehmet Kaplan yer aldı.
‘İkiz Deprem’ Sınıflandırması ve Hibrit Yapı

Yaklaşık 2,5 ay arayla meydana gelen iki ana depremin, tıpkı 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremleri ile 24 Haziran 2026 Venezuela depremlerinde olduğu gibi birbirini tetikleyen ‘ikiz deprem’ sınıfında değerlendirilmesi gerektiği ifade edildi. Bu bulgu, depremlerin birbirleriyle olan ilişkisini ve tetikleme mekanizmasını ortaya koyuyor.
Araştırmacılar, Batı Anadolu’daki klasik tektonik depremlerden farklı olarak Sındırgı depremlerinin yalnızca tektonik stresle açıklanamayacağını belirtti. Bölgedeki jeotermal sistem nedeniyle yerin derinliklerinde dolaşan gaz fazındaki akışkanların basınç boşalımına bağlı kırılmaların da deprem oluşumunda etkili olduğu değerlendirildi. Bu nedenle Sındırgı depremlerinin ‘hibrit deprem’ sınıfında ele alınması gerektiği kaydedildi.
Emendere Fay Zonu Yeniden Aktif Hale Geldi

Araştırmada, ana şokların hemen ardından gerçekleştirilen arazi çalışmalarıyla birlikte geomatik mühendisliği yöntemleri, uydu görüntüleme ve uzaktan algılama teknikleri, sismolojik analizler ile Coulomb gerilme analizi birlikte kullanıldı. Jeoloji, jeofizik, harita ve geomatik mühendisliği alanlarından bilim insanlarının yer aldığı çalışmada, AFAD sismometreleri tarafından kaydedilen 21 bin 186 artçı deprem, yapay zeka destekli sismoloji programlarıyla analiz edildi.
Araştırmanın bulgularına göre ana şoklar ve artçı depremler, Sındırgı’nın güneyinde ilk kez haritalanan Emendere Fay Zonu ve buna bağlı fay kolları üzerinde meydana geldi. Bu durumun, eski kırık zonlarının yeniden aktif hale geldiğini gösterdiği belirtildi.
Sındırgı’da 21 Santimetrelik Çökme ve Stres Birikimi

Bilim insanları, Sındırgı’nın güneyindeki dağlık alanda 21 santimetreye ulaşan kalıcı çökme meydana geldiğini tespit etti. Ayrıca ana şok ve artçı depremlerin zaman içerisinde jeotermal sistemi kontrol eden Emendere Fay Zonu boyunca güneydoğuya doğru göç ettiği belirlendi.
Öte yandan, Coulomb gerilme analizi sonuçlarının, stres birikiminin 27 Ekim’deki depremin güneydoğusuna, Yüreğil-Benlieli hattı boyunca kanalize olduğunu ortaya koyduğu aktarıldı. Bu durum, ilerleyen dönemde aynı bölgede yeni sismik aktivitelerin olabileceğine işaret ediyor.
Çok Disiplinli Çalışmanın Önemi

Araştırmacılar, elde edilen bulguların depremlerin yalnızca tek bir disiplinin bakış açısıyla değil; jeoloji, jeofizik, harita mühendisliği ve sismolojiyi bir araya getiren çok disiplinli çalışmalarla değerlendirilmesinin önemini ortaya koyduğunu vurguladı. Bu tür kapsamlı araştırmalar, deprem tehlikesinin daha doğru değerlendirilmesi ve olası zararların azaltılması için kritik öneme sahip.




