Türkiye, son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşarken, bilim insanları yaz aylarında aşırı sıcaklar ve kuraklık riskine karşı uyarıyor. Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yusuf Demir, yağış rejimindeki değişimin küresel iklim değişikliğinin bir sonucu olduğunu belirterek, su kaynaklarının dikkatli kullanılması gerektiğini vurguladı.
Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Demir, Türkiye’nin içinde bulunduğu yağışlı dönemin ardından yaz aylarında beklenen iklim olayları ve etkileri hakkında önemli değerlendirmelerde bulundu.

### Son 66 Yılın En Yağışlı Dönemi
Prof. Dr. Demir, Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine dikkat çekerek, “Son 6 ay içerisinde hem dünyanın genelinde belli yerlerde hem de ülkemizde yoğun bir yağış geçimi ve yağış geçişleri yaşıyoruz. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün verilerine baktığımızda bu yağışlar hem 2025 yılı su yılına göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla, geçen seneki aynı dönemdeki yağışlara göre yaklaşık yüzde 80’in üzerinde daha fazla bir yağış almış durumdayız. Aynı zamanda yine meteoroloji verilerine göre son 66 yılın en yağışlı dönemini yaşıyoruz” dedi.
### Yağışların Arkasındaki 3 Ana Neden
Yağış rejimindeki bu değişimin nedenlerini sıralayan Prof. Dr. Demir, “Bu sürecin oluşmasında ana nedenler nelerdir? Bunların başında; şu anda yaşadığımız Akdeniz bölgesinde özellikle Akdeniz üzerinde meydana gelen sıcak hava dalgaları ve Akdeniz’deki yüksek sıcaklıklar, bu mevcut yağışların yüksek oluşması ve yağışların bu şekilde oluşmasında ana etkenlerden bir tanesi. Bir diğer yeni önemli etken özellikle bizim bu yaşadığımız süreçte jet stream dediğimiz atmosferdeki hava akımlarının, konvansiyonel akımlarının çok değişken gerçekleşmesi, küresel iklim etkisiyle beraber yine bu yağışlarda özellikle yağışların oluşmasında ülkemiz üzerinde ve çevresinde yağışların oluşmasında yine ana etkenlerden bir tanesi. Bir diğer önemli etkense ENSO dediğimiz El Nino ve La Lina etkisi arasındaki geçiş sürecidir ki 2025-2026 yılları daha önce de ifade ettim. El Nino ile La Lina’nın geçiş sürecini yaşıyoruz” diye konuştu.
### ‘Sanal Medyadaki İddiaların Bilimsel Dayanağı Yok’
Son dönemde sosyal medyada yağışların savaşlar veya dış müdahalelerle bağlantılı olduğuna dair komplo teorilerinin dolaştığını belirten Prof. Dr. Demir, bu iddiaları kesin bir dille reddetti. “Bilimsel verilerin hiçbir tanesinde böyle bir sürecin bilimsel olarak gerçekleşme ihtimali de ortaya koymuyor. Tamamen bunlar komplo teorisinin oluşan ve sosyal medyada bir okuyucu kitle oluşturma gayretinden başka bir şey değil” ifadelerini kullandı.

Bulut tohumlama yöntemine de değinen Demir, “Bir yağışın veyahut da bir bölgedeki nemin bir başka bölgeye taşınımıyla ilgili şu ana kadar bilimsel olarak ortaya kurulmuş bir sonuç veya gerçeklik yok. Bu çok yüksek bir enerji ve çok büyük bir güç isteyen bir gayret” dedi.
### Yaz Ayları İçin ‘Kuraklık’ ve ‘Sel’ Uyarısı
Prof. Dr. Demir’in en kritik uyarısı ise yaz aylarına yönelik oldu. “Yaz döneminde böyle yağışlı, serin bir iklim beklemiyoruz. Tam tersine yaz döneminde evet yine belli yerlerde, belli bölgelerde şiddetli yağışlar alabileceğimizi ama aşırı sıcakların ve kuraklık riskinin de özellikle temmuz, ağustos, eylül aylarında bizi beklediğini veriler gösteriyor” diyerek uyardı.
Özellikle Karadeniz Bölgesi için ani sel riskine dikkat çeken Demir, “Mesela Karadeniz Bölgesi gibi bölgelerde de yine şu anda yaşadığımız süreç gibi temmuz, ağustos aylarında zaman zaman ani şiddetli yağışlarla beraber sel felaketleri olabilir” dedi.
### ‘Hazıra Dağlar Dayanmaz’
Mevcut yağışların baraj doluluk oranlarını çok yüksek seviyelere çıkardığını hatırlatan Prof. Dr. Demir, “Hazıra dağlar dayanmaz. Bu günleri atlattığımızda yaşayacağımız süreçte mevcut kaynaklar çok hızlı bir şekilde tükenebilir. Onun için de kaynaklarımızı doğru kullanmayı da mutlak surette şimdiden planlamak ve geleceğe hazırlanmak durumundayız” sözleriyle su yönetiminin önemine vurgu yaptı.

Amasya civarındaki barajlarda su salınımı yapılacağına dair resmi kurumlarca sel uyarıları yapıldığını da aktaran Prof. Dr. Demir, bu durumun yağış sürecinin doğal bir parçası olduğunu ifade etti.
