Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

TÖDER’den kritik uyarı: ‘Eğitimi itibarsızlaştıran söylemler milli güvenlik sorunu oluşturur’

TÖDER Başkanı İbrahim Taşel, eğitimi itibarsızlaştıran söylemlerin milli güvenlik sorunu oluşturacağını söyledi. Eğitimde yapay zeka ve özel okul ücretleriyle ilgili açıklamaları burada.

TÖDER Başkanı İbrahim Taşel,

TÜM Özel Öğretim Kurumları Derneği (TÖDER), 2026-2027 eğitim öğretim yılı öncesinde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli, öğretmenlerin özlük hakları ve eğitimde yapay zeka kullanımı gibi gündemdeki konulara ilişkin Ankara’da bir değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan TÖDER Başkanı ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi İbrahim Taşel, eğitimde yaşanan son gelişmeleri değerlendirirken önemli uyarılarda bulundu.

TÖDER eğitim değerlendirme toplantısı

‘TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİ EĞİTİMDE ÇIĞIR AÇTI’

Taşel, Türkiye’nin eğitim öğretim alanında son dönemde önemli ilerlemeler kaydettiğini ve bu ilerlemelerin başında Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli‘nin geldiğini söyledi. Model kapsamında 4 yıla yayılan müfredat değişikliğine dikkat çeken Taşel, “Bu sene 11’inci sınıf müfredatları yenilendi. Gelecek yıl da 12’nci sınıf müfredatları yenilenecek. Böylece tüm müfredat elden geçirilmiş olacak. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde kullanılan müfredatın, özellikle öğrencinin daha kalıcı öğrenmeler sağlaması, hayatla eğitimi iç içe geçirmesi ve ülkemizin milli söylemleri açısından bazı kavramların eğitim müfredatına yeniden yerleştirilmesi oldukça önemli bir gelişmedir” dedi.

Müfredatın başarıya ulaşmasında öğretmenlerin rolüne vurgu yapan Taşel, “Ne kadar önemli bir müfredat hazırlarsanız hazırlayın, bunun uygulayıcısı öğretmenlerdir. Eğer öğretmenleri dönüştüremezseniz bu müfredatı anlar ve uygular hale getiremezseniz, sonuç almak mümkün değil. Bu nedenle Milli Eğitim Bakanlığımız öğretmenden de başlayan önemli bazı çalışmalar yapıyor” ifadelerini kullandı.

Öğrencilerin sınav kaygısı yaşamaması gerektiğini belirten Taşel, “Öğrencilerin hiç kaygılanmasına gerek yok. Gerek LGS’de, gerekse YKS’de sınav formatında çok önemli bir değişiklik olmayacak. Bu bir kaygıya neden olmamalı. Ama bizim kullanacağımız müfredat, müfredatta kullanacağımız dil, seçeceğimiz kavramlar ülkemizin gelecekteki eğitimi için önemli değişimlerdir” diye konuştu.

‘YAPAY ZEKA İYİ BİR ASİSTAN AMA KÖTÜ BİR PATRON OLABİLİR’

Taşel, eğitimde yapay zekanın kullanımının önümüzdeki dönemin en kritik başlıklarından biri haline geleceğini söyledi. Bu alanda hem bakanlıkların hem özel okulların ciddi projeler yürüttüğüne dikkati çeken Taşel, şöyle devam etti:

“Yapay zeka konusunda gerek Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın gerek Milli Eğitim Bakanlığı’nın gerek bizim Cumhurbaşkanlığı kurullarımızın gerekse özel okullarımızın çok ciddi çalışmaları var. Yani herkes yapay zeka çağında eğitim öğretimi, belli değerlerini korumaya ve yenilikleri de monte etmeye gayret ediyor. Yapay zeka iyi bir asistandır ama kötü bir patron haline gelebilir. İnsan hayatını tümüyle kuşattığı zaman düşünme fonksiyonlarını geriletecek, öğrencinin çabuk tüketmesini, hazırcılığını, kolaycılığını geliştirecek ve öğrencinin düşünme fonksiyonlarını zayıflatacak bir hale gelebilir. Yapay zeka ders anlatımlarımızı kolaylaştıracak, öğrencinin kendini denetlemesini kolaylaştıracak, aynı zamanda eksiğini gediğini görmesini sağlayacak. Ancak bunu insanın yerine koymak doğru değil.”

‘EĞİTİMİ İTİBARSIZLAŞTIRAN SÖYLEMLER MİLLİ GÜVENLİK SORUNU’

Son dönemde eğitim öğretimi itibarsızlaştırmaya yönelik söylemlerin ülkenin geleceği açısından büyük bir risk oluşturduğunu ifade eden Taşel, bu durumun bir süre sonra milli güvenlik sorununa dönüşebileceğini söyledi. Taşel, şu ifadeleri kullandı:

“’Okusan ne olacak, okumasan ne olacak? Üniversiteye niye gideceksin ki? Zaten Türkiye’de bu kadar okul bitirmiş ve işsiz insan var’ gibi sözlerle eğitim öğretimi itibarsızlaştıran, özellikle de yükseköğrenimi itibarsızlaştıran birtakım söylemler var. Bunlar bir ülke için belli bir dönem sonra milli güvenlik sorunu oluşturur.”

‘BİR OKULUN KALİTESİ ÜCRETİYLE ÖLÇÜLMEZ’

Özel okul ücretlerine yönelik tartışmalara da değinen Taşel, sektörün tamamının birkaç okulun fahiş fiyatlarıyla yargılanmaması gerektiğini söyledi. Türkiye’de yaklaşık 13 bin özel okul bulunduğunu hatırlatan Taşel, şöyle konuştu:

“70-80 okulun uyguladığı ücretlerle bütün sektörü mercek altına alan, sanki her okul çok yüksek ücretler uyguluyormuş gibi vurgulayan haberlerle karşılaşıyoruz. Bu gerçekten bizim için üzücü bir durumdur. Bir okulun kalitesi, ücretiyle de asla ve asla ölçülmez.”

Taşel, TÖDER olarak velilerin erişebileceği makul ücretlerin uygulanması için çalıştıklarını belirtti. Servis ücretlerinin araç kalitesi, hostes çalıştırılması ve artan maliyetler gibi unsurlara bağlı olduğunu anlatan Taşel, ‘OKUL ÖNCESİNDEN YÜKSEKÖĞRETİME KADAR DESTEK VERDİLER’ başlığıyla şu değerlendirmelerde bulundu:

Özel okullarda yemek, servis ve diğer ücretlere ilişkin soruları yanıtlayan Taşel, TÖDER olarak velilerin erişebileceği makul ücretlerin uygulanması için çalıştıklarını söyledi. Taşel, servis ücretlerinin araçların yeni ve konforlu olması, hostes çalıştırılması, öğrencilerin evden alınıp eve bırakılması ve artan akaryakıt ile yedek parça maliyetleri gibi unsurlardan etkilendiğini belirtti. KDV konusunda da düzenleme yapılması gerektiğini belirten Taşel, “Çocuğunu özel okula gönderen velilerin de desteklenmesi amacıyla KDV kaldırılmalıdır ya da yüzde 1 gibi sembolik bir rakama indirilmelidir. Bu özel okula verilen bir destek değil, veliye verilen bir destektir” dedi.