Ana Sayfa Arama Yazarlar
Üyelik
Üye Girişi
Yayın/Gazete
Yayınlar
Kategoriler
Servisler
Nöbetçi Eczaneler Sayfası Nöbetçi Eczaneler Hava Durumu
Sosyal Medya
Uygulamamızı İndir

Yargıtay’dan Lohusalık Psikozu Kararı: ‘Ceza Ehliyeti Bakımından Gündemde Tutulması Gereken Ciddi Bir Sorun’

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza ehliyetine etkisine ilişkin ilk yüksek mahkeme kararını açıkladı. Karar, bebeğini doğumdan hemen sonra öldüren annenin durumunu kapsıyor.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, Antalya’da düzenlenen Uluslararası Adli Tıp Günleri‘nde yaptığı konuşmada, lohusalık psikozunun ceza ehliyetine etkisini doğrudan ele alan ilk yüksek mahkeme kararının 2025 yılında verildiğini açıkladı. Ömeroğlu, konunun hukuk ve tıp camiası açısından kritik önem taşıdığını vurgulayarak, “Bu meselenin, ceza ehliyeti bakımından gündemde tutulması gereken çok ciddi bir sorun olduğunu belirtmek istiyorum” dedi.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, lohusalık psikozu açıklaması

Ceza Genel Kurulu’ndan Emsal Niteliğinde Karar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2024/322 esas, 2025/300 karar sayılı ilamı, lohusalık psikozu konusunda Türk yargı tarihinde bir ilke imza attı. Karar, 2021 yılında Kocaeli’de meydana gelen ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran olayla ilgili. Bebeğini doğumdan hemen sonra öldürdüğü gerekçesiyle ömür boyu hapis cezasına çarptırılan annenin durumu, Ceza Genel Kurulu tarafından yeniden ele alındı. Kurul, annenin olay sırasında lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının TCK’nın 34’üncü maddesi yönünden özel olarak araştırılması gerektiğine hükmederek, mahkumiyet kararını eksik inceleme nedeniyle bozdu.

Olayın Geçmişi: Hamile Olduğunu Bilmeyen Anne

Karara konu olay, 18 Ocak 2021’de Kocaeli’de yaşandı. Üç kız çocuğu bulunan kadın, bel ağrısı şikayetiyle eşiyle birlikte hastaneye gitti. Hamile olmadığını söyleyen kadına, uygulanan ağrı kesici ve kas gevşetici enjeksiyonun ardından evine dönmesi önerildi. Banyoya giren kadın, burada tek başına doğum yaptı. Kararda, kadının daha önceki gebeliklerinden birini de sekizinci ayında öğrendiği, son gebeliğinde karnının büyümediğini ve adet döngüsünün devam ettiğini belirterek hamile olduğunu fark etmediğini söylediği kaydedildi.
Kadın, doğumun ardından bebeğin göbek kordonunu kesmek için bıçak aldığını, bebeğin canlı olduğunu ancak sonrasını hatırlamadığını ifade etti. Bebek, boyun ve karın bölgesindeki kesici alet yaralanması sonucu yaşamını yitirdi.

Adli Tıp Raporu: ‘Cezai Ehliyeti Tam’

Yargılama sürecinde Adli Tıp Kurumu 4’üncü İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, kadında cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte herhangi bir akıl hastalığı ya da zeka geriliği bulunmadığı belirtildi. Olay sırasında fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak bir ruhsal bozukluğa ilişkin tıbbi bulguya rastlanmadığı bildirilerek, cezai ehliyetinin tam olduğu ifade edildi. Kocaeli 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, kadını nitelikli kasten öldürme suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin istinaf başvurusunu reddettiği hüküm, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi tarafından da onandı.

‘Lohusalık Psikozu Geçici Neden Olabilir’

Dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine inceleyen Ceza Genel Kurulu, lohusalık psikozunu ayrıntılı olarak değerlendirdi. Kararda, TCK’nın 34’üncü maddesinde lohusalık psikozuna açıkça yer verilmemesine karşın, maddenin gerekçesinde gebelik sonrasında ortaya çıkan psikozların geçici nedenler kapsamında değerlendirilebileceğine işaret edildiği belirtildi. Ceza Genel Kurulu, her lohusalık durumunun ruhsal bozukluk anlamına gelmediğini de vurgulayarak, doğum sonrasında meydana gelen psikozun kişinin kusur yeteneğine etkisinin her olayın kendi koşullarında belirlenmesi gerektiğini kaydetti.

Yeni Rapor Talebi ve Bozma Kararı

Ceza Genel Kurulu, annenin hamile olduğunu fark etmemesi, banyoda ani ve beklenmedik şekilde tek başına doğum yapması, eşinin kendisini olay sonrasında donakalmış halde gördüğüne ilişkin anlatımı ve bebeği kurtarmak amacıyla hemen sağlık kuruluşuna götürmeleri gibi unsurların birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Annenin olay sırasında algılama ve irade yeteneğini önemli ölçüde kaybetmesine neden olabilecek lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının Adli Tıp Kurumu’ndan alınacak yeni raporla belirlenmesini isteyen Kurul, yalnızca TCK’nın 32’nci maddesi kapsamında hazırlanan ve cezai ehliyetinin tam olduğunu bildiren önceki raporla yetinilmesini eksik inceleme olarak değerlendirdi.

Kararda, annenin olay tarihine kadar tüm tıbbi kayıtlarının incelenmesi, fiziki muayene ve gözleminin yapılması; uygulanan ilacın etkisi, tiroid bozukluğu bulunup bulunmadığı, gebeliğini fark etmemesinin tıbbi karşılığı ve ani doğumun psikotik travmaya yol açıp açamayacağı gibi unsurların araştırılması istendi. Annenin TCK’nın 34’üncü maddesi kapsamında algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini geçici olarak kaybetmesinin mümkün olup olmadığının Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenmesine hükmeden Ceza Genel Kurulu, eksik incelemeye dayalı mahkumiyet kararını oy çokluğuyla bozdu. Kurul, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin onama kararını kaldırarak Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını bozdu.

Doğrudan Lohusalık Psikozuna İlişkin İlk Karar

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, kararın yüksek mahkeme açısından taşıdığı önemi anlatarak şunları söyledi:
“Bu vakte kadar doğrudan lohusalık psikozuna, sendroma ilişkin bir yüksek mahkeme kararı yok. Gördüğümüz dosyada Adli Tıp Kurumu’nun değerlendirmesini içeren rapor da vardı. Fakat rapordaki değerlendirmeler genel olarak 32’nci maddenin parametreleriyle yapılmıştı. Biz özellikle 34’üncü madde anlamında davranışların yönlendirilmesi, hukuki anlam ve sonuçlarının kavranması bakımından geçici nedenler arasında sayılıp sayılamayacağına dair rapor alınması şeklinde bir değerlendirmede bulunduk.”

‘Ceza Ehliyeti Bakımından Ciddi Bir Sorun’

Lohusalık psikozunun ceza sorumluluğu açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ömeroğlu, “Bu meselenin ceza ehliyeti bakımından gündemde tutulması gereken çok ciddi bir sorun olduğunu belirtmek istiyorum” diye konuştu. Ceza Genel Kurulu kararında da lohusalık döneminde suç işleyen kişinin yalnızca bu nedenle ceza sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı; psikolojik durumunun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyip etkilemediğinin her olayda bilimsel olarak belirlenmesi gerektiği kaydedildi.