Devlet Memurları Konfederasyonu ve Genç Sağlık Sendikası Genel Başkanı Osman Kaya, kamu görevlilerinin ekonomik durumuna ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulundu. Kaya, memurların ekonomik sorunlarının bir sonraki toplu sözleşme dönemine bırakılamayacağını belirterek, “Enflasyon farkının aylık yansıtılması, vergi diliminin yüzde 15’te sabitlenmesi ve yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan tek kalem maaş için tüm ilgili kurumları sorumluluk almaya davet ediyoruz. Bu taleplerimizin takipçisiyiz ve her meydanda her platformda dile getirmeye de devam edeceğiz” dedi.
“Memurun Ekonomik Durumu Bir İstatistik Tartışması Değil, Hayat Meselesidir”
Kaya, yaptığı yazılı açıklamada, kamu görevlisinin ekonomik durumunun artık bir istatistik tartışması değil, doğrudan bir hayat meselesi olduğunu vurguladı. Bir memurun ay sonunu nasıl getirdiğini anlamak için karmaşık hesaplara gerek olmadığını belirten Kaya, “Mutfağına, kira sözleşmesine ve çocuğunun okul masrafına bakmak aslında yeterlidir” ifadelerini kullandı.
Ağustos ayı verilerine göre dört kişilik bir ailenin yoksulluk sınırının 121 bin 786 liraya ulaştığını hatırlatan Kaya, Temmuz artışından sonra en düşük memur maaşının ise 77 bin 237 lira olduğunu kaydetti. Aradaki 44 bin liralık farkın, bir kamu görevlisi ailesinin her ay neyden vazgeçmek zorunda kaldığını açıkça gösterdiğini belirten Kaya, “Devletin en nitelikli iş gücünü oluşturan memurlarımızın yoksulluk sınırının bu kadar altında kalması kabul edilebilir bir tablo değildir” dedi.
“OVP’de Kamu Görevlisinin Refahına Dair Tek Bir Cümle Bile Yok”
8 Eylül’de açıklanan 2027-2029 Orta Vadeli Program’ın (OVP) da bu tabloyu doğruladığını ifade eden Kaya, 2026 yıl sonu enflasyon tahmininin yüzde 28,4’e yükseltildiğini, büyüme beklentisinin ise aşağı çekildiğini söyledi. “Hedefler bir kez daha tutmamış, bedelini ise yine sabit gelirliler ödemiştir. Bu programdan beklentimiz yeni tahminler değil, alım gücünü koruyacak somut adımlardı. Ne yazık ki OVP’de kamu görevlisinin refahına dair tek bir cümle bile yer almıyor” diye konuştu.
Resmi enflasyon ile memurun sokakta hissettiği enflasyon arasındaki mesafenin her geçen gün açıldığını vurgulayan Kaya, büyükşehirlerde kiranın bir memur maaşının yarısını aştığını, gıda, ulaşım ve eğitimde yaşanan artışların resmi rakamlara tam yansımadığını ancak memurun bütçesine eksiksiz yansıdığını belirtti. Kaya, “Bu nedenle ücret politikası kâğıt üzerindeki hedeflere göre değil, hayatın gerçeklerine göre belirlenmelidir” dedi.
“Enflasyon Farkının Aylık Yansıtılması Bir Lütuf Değil, Zorunluluktur”
Osman Kaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Buradan açıkça ifade ediyorum. Enflasyon her ay yaşanıyor ama memura altı ayda bir yansıtılıyor. Fiyatlar ocak ayında artıyor, memurun maaşı temmuz ayını bekliyor. Bu gecikme, her dönem memurun cebinden sessizce alınan bir kayıptır. Enflasyon farkının maaşlara aylık olarak yansıtılması artık bir lütuf değil, bir zorunluluktur. Kaybı altı ay sonra telafi etmek, kaybı önlemek anlamına gelmez.”
“Maaş Zammı Vergi Dilimine Kurban Edilmemelidir”
İkinci taleplerinin vergi adaleti olduğunu belirten Kaya, memurun yılın başında aldığı maaşı yılın son aylarında vergi dilimi yüzünden fiilen kaybettiğini söyledi. Yapılan artışların yüzde 20 ve yüzde 27’lik dilimlere takılarak eriyip gittiğini ifade eden Kaya, “Ücretlinin vergi yükü yüzde 15’te sabitlenmeli, maaş zammı vergi dilimine kurban edilmemelidir. Vergi gelirlerinin önemli bir kısmı bordrodan kaynağında kesiliyorsa, bu yükü adil paylaştırmak devletin görevidir” dedi.
“Emekli Maaşı Yoksulluk Sınırının Üzerinde, Tek Kalem Olmalı”
Üçüncü ve en temel talebinin, emekliliğe yansıyan tek kalem maaş olduğunu vurgulayan Kaya, bugün memur maaşının ek ödeme, tazminat ve benzeri onlarca kaleme bölündüğünü ve bu kalemlerin önemli bir kısmının emekliliğe yansımadığını belirtti. En düşük memur emeklisi aylığının 31 bin 643 lira olduğunu kaydeden Kaya, “Otuz yılını devlete vermiş bir insanın emekli olduğu gün gelirinin yarısından fazlasını kaybetmesi hiçbir gerekçeyle açıklanamayacak bir durumdur. Tüm ödemelerin yoksulluk sınırının üzerinde, tek kalem halinde ve emekliliğe tam anlamıyla yansıyacak şekilde eklenmesini talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“Ocak Ayında Refah Payı İçeren Ek Düzenleme Yapılmalı”
Ocak ayında refah payı içeren ek bir düzenlemenin yapılması gerektiğini ifade eden Kaya, “Ocak 2027’de memura yüzde 5 toplu sözleşme artışı ve enflasyon farkı verilecek. Ancak OVP’de 2027 enflasyon hedefinin yüzde 21 olduğu düşünülürse, bu oranların memuru enflasyonun altında bırakacağının açıkça göstergesidir. Bu yüzden ocak döneminde refah payı içeren ek bir düzenleme yapılmalıdır. Memurun kaybı yalnızca telafi edilmekle kalmamalı, hayat standardı gerçek manada yükseltilmelidir” dedi.
Memurun devletin sahadaki yüzü olduğunu hatırlatan Kaya, okuldaki öğretmen, hastanedeki sağlık çalışanı, sınırdaki güvenlik gücü ve masada vatandaşın işini gören kamu görevlisinin hep aynı emeğin temsilcisi olduğunu belirtti. “Onu geçim derdine mahkûm eden bir ücret politikası, kamu hizmetinin kalitesini de aşağı çeker” diyen Kaya, çağrısını şu sözlerle yineledi:
“Devlet Memurları Konfederasyonu olarak çağrımız nettir. Memurun ekonomik durumu, bir sonraki toplu sözleşmeyi bekleyecek kadar ertelenebilir bir mesele değildir. Enflasyon farkının aylık yansıtılması, vergi diliminin yüzde 15’te sabitlenmesi ve yoksulluk sınırının üzerinde, emekliliğe yansıyan tek kalem maaş için tüm ilgili kurumları sorumluluk almaya davet ediyoruz. Bu taleplerimizin takipçisiyiz ve her meydanda her platformda dile getirmeye de devam edeceğiz.”
