DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’de yaptığı konuşmada, ‘Terörsüz Türkiye’ sürecine ilişkin hem iktidara hem de muhalefete sert uyarılarda bulundu. Hatimoğulları, barışın bir hükümet politikası olmanın ötesinde Türkiye’nin ortak geleceğini kurma meselesi olduğunu vurgulayarak, “Buradan hem iktidara hem muhalefete açıkça sesleniyoruz, barış; oy hesabına, seçim takvimine, anketlere, polemiklere, farklı ajandalara kurban edilemez” dedi.
2025 Yılında Demokratik Güvencelerin Tahribatı
Hatimoğulları, grup toplantısında yaptığı konuşmada, 2025 yılında demokratik güvencelerin daha çok tahrip edildiğini ileri sürdü. “İnsan hakları ihlalleri bizler tarafından normal olarak görülsün istendi” diyen Hatimoğulları, şu ifadeleri kullandı: “Kadınlara yönelik şiddet maalesef hız kesmeden arttı, muhalif belediye başkanları ve yönetimleri tutuklandı, belediyelere kayyımlar atandı. En ufak bir demokratik itiraza karşı kadınlar, gençler, işçiler, emekçiler, doğa ve insan hakları savunucuları iktidarın şiddetiyle karşı karşıya kaldı. Aradan neredeyse 3 yıl geçmesine rağmen depremin yaraları hala sarılmadı.”
“Barış Cesaret ve Kararlı Bir İrade İster”
2026 yılında barış ve demokrasiyi eş zamanlı büyütmekle karşı karşıya olduklarını söyleyen Tülay Hatimoğulları, konuşmasına şöyle devam etti: “Türkiye’de yaşanan temel sorun şu; barış için ortaya çıkan tarihsel imkan, somut siyasal ve hukuki adımlarla karşılık bulmuyor. Süreç belirsizliklerle yönetiliyor, zamana yayılıyor. Bu barışı ilerletmiyor. Barış; açıklık, cesaret ve kararlı bir irade ister. DEM Parti olarak şunun altını ısrarla çiziyoruz; barış süreci belirsizliğe terk edilemez, zamana yayılamaz, başka siyasal dosyaların gölgesine sıkıştırılamaz.”
Somut Adımlar ve Acil Talepler
Hatimoğulları, sürecin Meclis’ten geçecek bir demokratikleşme ve barış paketiyle ilerleyebileceğini belirterek, ilk etapta atılması gereken acil adımları sıraladı:
- “Sayın Abdullah Öcalan’a özgür iletişim ve haberleşme koşulları sağlanmalıdır.”
- “Partiler kendi raporlarını verdi. Herkes kendi penceresinden kendi raporunu yazdı. Bundan sonra hızla yapılması gereken şey, ortak konsensüsle bir raporun açığa çıkmasıdır. Ortak rapor hazırlanırken kırmızı çizgiler dayatmak yerine çözüme hizmet edecek bir perspektifle yazılmalıdır bu rapor.”
- “PKK’ya ve sonuçlarına ilişkin özel bir yasa çıkarılmalıdır.”
- “Kayyım rejimi derhal son bulmalıdır. Ahmet Türk’ün beraatine rağmen hala Mardin’de kayyımın görev süresinin uzatılmış olması bu sürecin ruhuna ters düşmektedir.”
- “Demokratik entegrasyon yasası çıkarılmalı; infaz hukukunda kapsamlı, adil, eşitlikçi düzenlemeler yapılmalıdır.”
- “Siyasi tutsaklar derhal serbest bırakılmalıdır. Bunun için çalışmalıdır bu Komisyon, bunun için çalışmalıdır Meclis.”
Tarihsel Sorumluluk Çağrısı
Hatimoğulları, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bugün Meclis ve siyaset kurumunun önünde tarihsel bir sorumluluk duruyor. Barış bir hükümet politikası olmanın ötesinde Türkiye’nin ortak geleceğini kurma meselesidir. Buradan hem iktidara hem muhalefete açıkça sesleniyoruz, barış; oy hesabına, seçim takvimine, anketlere, polemiklere, farklı ajandalara kurban edilemez. İktidarın sorumluluğu süreci ertelemek değil, somut ve güven verici adımlarla onu ilerletmektir.“
