Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) tutumuna ilişkin sert açıklamalarda bulundu. Fidan, “Demek ki başka yerden başka talimatlar geliyor, başka duruş var. Veya ikili oynanma söz konusu bize. Kandil böyle bir talimatı şu ana kadar SDG’ye vermiyor, SDG’nin şu anda süreçte bir olumlu rol oynamaya ilişkin adımını görmedik. Ne Türkiye’nin güvenlik endişelerini hafifletmeye yönelik bir adımı var ne de Suriye’deki istikrara hizmet edici, bütünleştirici bir adımı var. Umarım İsrail ile koordineli hareket etmekten bir an önce vazgeçerler” dedi.

Umman Dışişleri Bakanı ile Görüşme
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye’ye ziyarette bulunan Umman Dışişleri Bakanı Sayyid Badr Hamad Al Busaidi ile bakanlıkta bir araya gelerek ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Fidan, “Sayın Cumhurbaşkanımız geçtiğimiz yıl ekim ayında Umman’da bir ziyaret gerçekleştirmişlerdi. Söz konusu ziyaret vesilesiyle 16 ayrı anlaşma imzalanmıştı. Bugün, üzerinde çalışmakta olduğumuz projeleri ve geleceğe dönük planlamalarımızı ele aldık. İkili ticaret hacmimizi 5 milyar dolar seviyesine yükseltmek amacıyla çalışmalarımızı sürdürmekteyiz” ifadelerini kullandı.

Yemen ve Bölgesel İstikrar
Fidan, Yemen’de yaşanan gelişmeleri öncelikli olarak gündeme aldıklarını belirterek, “Umman Yemen’le sınır bir ülke. Yemen’in güney vilayetlerinde yaşanan gelişmelerin bölgesel düzeyde istikrarsızlığa yol açma ihtimali bulunmaktadır. Umman dahil, bölge ülkelerinin bu konudaki endişelerini ve hassasiyetlerini paylaşmaktayız. Türkiye, Yemen’in egemenliğini, birliğini ve toprak bütünlüğünün muhafazasını güçlü biçimde desteklemektedir” dedi.
Gazze ve İsrail Politikalarına Eleştiri
Fidan, Gazze’deki durumu da ele aldıklarını söyleyerek, “Uluslararası toplumun beklentisi ateşkesin gereklerinin eksiksiz biçimde yerine getirmesidir. Ancak İsrail sivil halkı hedef almayı sürdürmekte ve ihtiyaç duyulan insani yardımın Gazze’ye ulaşmasına yeteri miktarda izin vermemektedir” şeklinde konuştu. İsrail’in bölgeyi istikrarsızlaştırmaya yönelik politikalarına dikkat çeken Fidan, “Netanyahu, çevredeki ülkelerin huzuruna ve refahına zarar vermek amacıyla her türlü fay hattını tetiklemeye çalışan son derece tehlikeli bir oyun oynamaktadır” ifadelerini kullandı.

SDG’ye Yönelik Ağır Suçlamalar
Bakan Fidan, Suriye’deki gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Fidan, “Türkiye olarak temennimiz bölgedeki hassasiyetleri dikkate alan ve Suriye’ye istikrar getirecek bir mutabakata varılmasıdır. Öte yandan, Halep’te sivil halka yönelik gerçekleştirilen saldırılar, SDG’nin gerçek niyetiyle ilgili endişeleri ne yazık ki haklı çıkarmış ve barış çabaları konusunda karamsar bir tabloya yol açmıştır” dedi.
Fidan, SDG’nin İsrail’le koordinasyon içerisinde, İsrail’in yürüttüğü ‘böl, parçala, yönet’ politikasına alet olacak bir aktöre dönüşmesinin tesadüf olmadığını söyledi. Yemen’de, Somaliland’de, Sudan’da ve Suriye’de olanların hepsini artık aynı perspektiften, aynı mercekten görmeye başladıklarını belirten Fidan, şöyle konuştu:
“Filistin’deki bölünmeyi ve işgali devam ettiren bir yapı var. Aynı işgali Lübnan’da da derinleştirmeye yönelik bir çaba var. İslam dünyasının kendisini tam toparlama aşamasına geçtiği bir sürede, terörle mücadeleyi, IŞİD’i geride bırakmaya başladığı bir süreçte, bölgede istikrarın, refahın ve bütünleşmenin oluşacağı bir dönemde, başka bir aklın ayrılıkçı faaliyetleri desteklemeyi gündemde tutması ve bunların hepsini bir zihinle koordine etme çabası da tabii ki dikkatlerimizden kaçmıyor.”

“SDG Pozitif Adım Atmıyor”
Bakan Fidan, SDG’nin olumsuz tutumunu sürdürdüğünü vurgulayarak, “Maalesef SDG, yürüyen bütün süreçlerin olumluluğuna rağmen, pozitif adım atmakta direniyor, atmıyor. Türkiye’de bir iklim var. Ada’dan gelen mesajlar var. Onlara yazılan direk mektuplar var, verilen talimatlar var. Buna birebir direnen akıl var” dedi.
Fidan, Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasında tırmanan gerginliğe ilişkin de, “Bölgenin iki güçlü, değerli ülkesidir. Bizim de dostumuzdur. İslam İşbirliği Teşkilatı’nın değerli üyeleridir. Özellikle Körfez’in iki önemli başat ülkesinin belli konularda olan anlaşmazlığını diyalog yoluyla çözümlemeleri fevkalade önemli” şeklinde değerlendirmede bulundu.
