ABD Başkanı Donald Trump ile NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Beyaz Saray’da kritik bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşme, ABD-NATO ilişkileri ve İran gibi bölgesel konuları kapsarken, Trump’ın sosyal medyadan yaptığı açıklamalar ittifak içinde yeni bir gerilim dalgası yarattı.
Beyaz Saray’da basına kapalı olarak yapılan görüşmenin ardından ortak bir açıklama yapılmadı. Ancak, tarafların görüşmeyi değerlendiren açıklamaları, Washington ile Brüksel arasındaki fikir ayrılıklarını bir kez daha gözler önüne serdi.
Rutte: ‘Açık ve Samimi Bir Görüşme Yaptık’
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Amerikan basınına yaptığı değerlendirmede, Trump’ın NATO müttefiklerinden duyduğu hayal kırıklığını dile getirdiğini belirterek, “Trump ile oldukça açık ve samimi bir görüşme yaptık. Trump’a çoğu Avrupa ülkesinin destek verdiğini söyledim” dedi. Rutte’nin bu ifadeleri, Avrupa ülkelerinin savunma harcamalarını artırma konusundaki çabalarını vurgulamayı amaçlıyordu.
Trump’tan NATO’ya Sert Tepki: Grönland Krizi Hatırlatıldı
Görüşmenin hemen ardından sosyal medya platformu Truth Social’dan bir paylaşım yapan ABD Başkanı Trump, çok daha sert bir dil kullandı. Trump, NATO’nun geçmişte Grönland konusunda ABD’ye destek vermemesini eleştirerek, ittifakın geleceğine dair endişelerini dile getirdi.
Trump paylaşımında, “NATO’ya ihtiyacımız olduğunda yanımızda değildi, tekrar ihtiyacımız olursa da yanımızda olmayacak” ifadelerini kullandı. Bu açıklama, Trump’ın ilk başkanlık döneminden bu yana süregelen ‘NATO üyelerinin yükünü ABD’nin taşıdığı’ yönündeki eleştirilerinin bir devamı niteliğinde.
Görüşmenin Gündemi: İran ve Savunma Harcamaları
Beyaz Saray yetkilileri, görüşmede ABD-NATO ilişkilerinin yanı sıra, İran’ın bölgesel faaliyetleri ve nükleer programı gibi güncel güvenlik konularının da ele alındığını bildirdi. Ancak, Trump’ın beklenmedik şekilde gündeme getirdiği Grönland meselesi, görüşmenin asıl odak noktası haline geldi.
Trump’ın bu çıkışı, Kasım ayındaki başkanlık seçimlerine hazırlanırken, dış politikada ‘Amerika Önceliği’ söylemini yeniden vurgulama stratejisinin bir parçası olarak yorumlanıyor. Seçim kampanyası sürecinde, NATO ve ABD’nin küresel taahhütleri yeniden tartışma konusu olmaya devam edecek gibi görünüyor.
