Hatay’ın Reyhanlı ilçesinden yola çıkan TIR şoförü Hüseyin Fırat, İran’da seyir halindeyken İsrail kaynaklı bir füze saldırısına uğradı. Aracı alev alan Fırat ağır yaralandı. Ailesi, tedavisi için oğullarının acilen Türkiye’ye getirilmesi çağrısında bulundu.
İran’da Füze Saldırısına Uğradı
29 yaşındaki TIR şoförü Hüseyin Fırat, İstanbul’dan aldığı yükü Afganistan’a teslim ettikten sonra Türkiye’ye dönüş yolundaydı. Babası Coşkun Fırat’ın da aralarında bulunduğu 15 Türk TIR’ından oluşan kafile ile 5 Mart’ta İran’a giriş yaptı. Kazvin eyaletini geçip Zencan kentine doğru ilerlerken, İsrail’den atılan bir füze Hüseyin Fırat’ın kullandığı TIR’a isabet etti.
Saldırı sonucu alev alan TIR’dan ağır yaralı halde kurtarılan Hüseyin Fırat, olay yerinden alınarak Zencan Hastanesi’ne kaldırıldı ve yoğun bakıma alındı. Kafiledeki diğer Türk şoförler ise saldırıdan yara almadan kurtuldu.
Aileden Acil Yardım Çağrısı
Hüseyin Fırat’ın annesi Hayriye Fırat, oğlunun sağlık durumunun çok ciddi olduğunu belirterek, tedavisinin Türkiye’de yapılması için yetkililere seslendi. “Oğlum ile babası aynı kafile ile Türkiye’ye dönerken TIR’a füze isabet etmiş. Oğlumun sağlık durumu çok ciddi. Bu nedenle bir an önce Türkiye’ye getirilerek burada tedavi edilmesini istiyorum.” diyen Fırat, herkes gibi oğlunun da ekmeğinin peşinde olduğunu ve aracının saldırıda yandığını ifade etti.
Amcası Mehmet Saçar da, “15 araçla gittikleri seferden dönerken İsrail’in attığı füze, Hüseyin’in aracına isabet ediyor. Yaralı, yoğun bakımda. Türkiye’ye getirilmesini, tedavi ve ameliyatının ülkemizde yapılmasını istiyoruz.” şeklinde konuştu.
Dışişleri Bakanlığı’na İletilen Vaka
Olay, Türk vatandaşının yurtdışında güvenliği ve sağlık hizmetlerine erişimi konusunu bir kez daha gündeme getirdi. Ailenin çağrısı, Dışişleri Bakanlığı aracılığıyla ilgili makamlara iletilmesi beklenen bir diplomatik ve insani vakaya dönüştü. Vatandaşın Türkiye’ye nakli ve tedavisi için gerekli girişimlerin başlatılması talep ediliyor.
Bu saldırı, bölgedeki gerilimin sivil ticari araçları da hedef alabileceğini ve Türk vatandaşlarının güvenliğini doğrudan tehdit edebileceğini gözler önüne serdi.
